“Geleceğin Fabrikaları” Konulu Karikatür Yarışması Başladı.Ana Tema

AFİŞ
  1. ULUSAL ANTALYA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ KARİKATÜR YARIŞMASI 2019

Konu : Geleceğin Fabrikaları
Son Başvuru Tarihi : 3 Temmuz 2019

Yaşadığımız evren ile birlikte, biz insanlar da sürekli bir rekabetin, yenilenmenin ve değişimin içerisindeyiz. Sürüp giden bu döngü karşısında ayakta kalabilmek, ileriye yol alabilmek için; ülkeler, firmalar, markalar, fabrikalar, makineler ve insanlar arasında kıyasıya bir rekabet yaşanmakta. Artan nüfus, gelişen teknoloji ve buna paralel olarak çoğalan ihtiyaçlarla birlikte, doğal kaynaklar hızla tükenirken, bu kaynaklardan daha verimli ve akıllıca çözümlerle yararlanmanın, alternatif çözümler yaratmanın yollarını bulmalıyız.

Dünyada rekabet üst seviyedeyken, ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları da geliştikçe, bir öncekinden daha yeni ve parlak fikir arayışları ortaya çıkmakta. Yenilikçi gelişmeleri yakından takip etmek zorunda olan ve daha kaliteli üretimleri kovalayan sanayi de bu değişime ayak uyduran faktörlerin başında yer alıyor.

Kaldı ki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yayınlanan İstihdam Görünümü 2019 raporunda, dijital dönüşüm, küreselleşme ve demografik değişikliklerin iş dünyasını yeniden şekillendireceği vurgulanarak önümüzdeki 15-20 yılda otomasyonun bir sonucu olarak mevcut mesleklerin yüzde 20’sinin kaybolacağı, yüzde 35’inin ise radikal olarak değişeceği değerlendirilmesinde bulunuldu.

Sosyal ve ekonomik gerilimleri azaltmak için istihdam ve meslek yaklaşımlarının yeniden gözden geçirilmesine dikkat çekilen raporda, “Hızlı hareket edilmezse özellikle düşük vasıflılar başta olmak üzere birçok insan, yıldırım hızıyla değişen iş dünyasında geride kalacak” uyarısı yapıldı.

Bu bağlamda, bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirecek olduğumuz geleneksel Antalya OSB Karikatür yarışmamızın bu yılki konusunu “Geleceğin Fabrikaları” olarak belirlemiş olup, siz değerli sanatçılarımızdan bu konuyu ele alan eserler beklemekteyiz.

Özel Konu : İş Sağlığı ve Güvenliği – İş Kazaları
Son Başvuru Tarihi : 3 Temmuz 2019

Organize sanayi bölgeleri, karmaşık ve birbirinden farklı binlerce makinenin insan işbirliği ile çalıştırıldığı, yoğun iş temposunun yaşandığı üretim alanları olarak bilinir. Bu da, bu iş alanlarının tehlikeli ortamlardan biri olmasına neden olmaktadır.

Çalışma esnasında meydana gelen insan ölümleri ve ağır yaralanmalarla sonuçlanan kazalar en büyük üzüntü ve sorunların başında gelmektedir! Bunun yanı sıra ekonomik iş kayıpları, verimlilikte düşüş, kötü şöhret ve enerji kayıpları da ikinci derecede yan etkiler olarak anılabilir.

Bizler, bu iş alanlarında meydana gelen kazalara dikkat çekmek, güvenliğin önemini ortaya koymak ve karikatürün vurucu gücü vasıtasıyla, çalışanları bu konuda düşünmeye ve dikkatli olmaya sevk etmek amacındayız.

Bu bağlamda, İş güvenliği ana başlığı altında; İş kazaları, güvenlik ihmalleri, bireysel ihmaller, güvenli çalışma yöntemleri, insan hayatının önemi, dikkatli ve verimli çalışma, uyarı ve ikaz işaretlerine riayet etme, güvenlik koşullarına uyma, güvenli iş için uygun ortamların oluşturulması, bilinçli çalışma, iş esnasında başka şeylerle meşgul olmak, dikkat dağınıklığı vb. konularda değerli karikatürlerinizi bekliyoruz.

ŞARTNAME

  1. Yarışmanın konusu: “Geleceğin Fabrikaları”
    Özel konu : “İş Sağlığı ve Güvenliği – İş Kazaları”
  2. Son gönderme tarihi: 3 Temmuz 2019
  3. Yarışma ulusal çapta olup, amatör ve profesyonel tüm yarışmacılara açıktır.
  4. Yarışmaya en fazla 5 karikatür gönderilebilir.
  5. Eserler, en az A4, en fazla A3 ebadında olmalıdır. Karikatürler, orijinal çizim olarak posta/kargo ile ya da dijital ortamda e-mail ile gönderilebilir. Dijital olarak gönderilecek eserler, en az 300 dpi çözünürlükte ve mailin büyüklüğü en fazla 10 MB olmalıdır.
  6. Yarışma için gönderilen eserlere, yarışmacının kısa özgeçmişi eklenmeli, arka yüzüne; eserin konusu (Geleceğin Fabrikaları ya da İş Sağlığı ve Güvenliği), sanatçının adı, soyadı, doğum tarihi, adresi, telefon numarası ve e-mail adresi yazılmalıdır. Dijital katılımda bu bilgiler e-maile eklenmelidir.
  7. Gönderilen karikatürler, daha önce başka bir yerde yayınlanmış olabilir; ancak ödül almamış olmalıdır.
  8. Benzer ya da kopya karikatürler olması ihtimaline karşı, finale kalan karikatürler, 5 – 11 Temmuz 2019 tarihleri arasında www.antalyaosb.org.tr adresinde askıda bekletilecek ve bu süre zarfında olası itirazlar (karikatur@antalyaosb.org.tr adresine itirazlarınızı gönderebilirsiniz) değerlendirilecektir. 11 Temmuz 2019 tarihi mesai bitiminden sonra gelen itirazlar dikkate alınmayacaktır. Kesin sonuçlar 12 Temmuz 2019 tarihinde açıklanacaktır.
  9. Yarışmaya gönderilen karikatürler iade edilmeyecektir.
  10. Gönderilen karikatürler, Antalya OSB tarafından ticari olmayan amaçlarla, internet ortamında afiş, kartpostal, reklam, albüm, davetiye vb. basılıp kullanılabilecektir; ancak eserlerin asıl sahibi sanatçının kendisidir. Yarışmaya eser gönderen çizerler bu şartları kabul etmiş sayılırlar.
  11. Yarışma sonunda ödül almaya ve sergilenmeye değer görülen eserlerden oluşan bir albüm hazırlanıp, ödül kazanan ve albümde karikatürü yer alan sanatçıların adreslerine gönderilecektir.
  12. Yarışmada ödül kazananların bir kişilik ulaşım ve bir gecelik konaklama giderleri Antalya OSB tarafından karşılanacaktır.
  13. Yarışma Jürisi aşağıdaki isimlerden oluşmaktadır;
  • Eray ÖZBEK
  • Ahmet AYKANAT
  • Kürşat ZAMAN
  • Engin SELÇUK
  • Halit KURTULMUŞ
  • AOSB Yönetim Kurulu Üyesi
  • AOSB Bölge Müdürü
  1. Ana Konu Ödüller;

Birincilik Ödülü : 8000 TL ve AOSB Ödülü
İkincilik Ödülü : 6000 TL ve AOSB Ödülü
Üçüncülük Ödülü : 5000 TL ve AOSB Ödülü
Mansiyon 1 : 2000 TL ve AOSB Ödülü
Mansiyon 2 : 2000 TL ve AOSB Ödülü
Mansiyon 3 : 2000 TL ve AOSB Ödülü

Özel Konu Ödül : 8000 TL ve AOSB Ödülü

  1. Yarışma Takvimi ;
    Son Gönderim : 3 Temmuz 2019
    Jüri Toplantısı : 5 Temmuz 2019
    Askı Süresi : 5 – 11 Temmuz 2019
    Kesin Sonuç Bildirimi: 12 Temmuz 2019
    Ödül töreni : 23 Temmuz 2019
  2. Yarışma Sergisi ve Ödül Töreni 23 Temmuz 2019 tarihinde Antalya OSB İdari Hizmet Binası Atatürk Konferans Salonunda gerçekleştirilecektir.
  3. Eser gönderim adresi:
    Antalya Organize Sanayi Bölgesi 1. Kısım 5. Cad. No:5
    Antalya Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü
    Basın Yayın Tanıtım Organizasyon Müdürlüğü
    Döşemealtı – ANTALYA
    E-mail : karikatur@antalyaosb.org.tr

Detaylı Bilgi için iletişim;

Burcu Zaman
E-mail : burcuzaman@antalyaosb.org.tr
Tel : 0242 258 11 00 (2002)

Can Yücel
E-mail : canyucel@antalyaosb.org.tr
Tel : 0242 258 11 00 (5004)

“Anneler Günü “Karikatür etkinliğine var mısınız ?

Anneler günü
Koşulsuz sevginin sembolü Anneler günü

AVM Yöneticileri, Belediyeler,Organizasyon firmaları Anneler günü için Karikatür etkinliği düşünüyorsanız lütfen iletişime geçelim. Lütfü Çakın 0 534 789 54 38 Numaralı telefonla iletişime geçip detaylı bilgi alabilirsiniz Örnek çalışmalarıma bakınız.

Özdilek
Özdilek 2017
İzmir
İzmir Forum 2017
İzmir
Özdilek İzmir
çocuk
Çocuk olmak .!
Büyükler
Bazen Büyüklerde sevinir.
İzmir
Etkinlik anısı 2017 İzmir
Tıpatıp
Baaaak tıp a tıp aynısı olmuş …!
Savulun be
Savulun
Özdilek
Etkinlik panosu özdilek
cicili bicili
Rengarenk
2017
İzmir
İzmir
Turgutlu
Turgutlu Özdilek
23 Nisan
23 Nisan anısı
Yaz sezonu
Yaz sezonu

Ben Sevgili Dayımı ,Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi.

<

Ben Sevgili Dayımı, Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi – Müslüm Üzülmez

Ölüm; hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Sevgili Dayım Nurettin Değirmenci ardında iz bırakarak aramızdan ayrılıp gökyüzündeki yıldızlara katıldı.

Ölenin ardından yazı yazmak zor. Ölen yakın bir tanıdığın, hele bir de çok sevdiğin biri olunca bu daha da zor. Ama zoru aşıp dayımı yâd etmeye çalışacağım.

8 Martta kendisiyle yaptığım telefon görüşmede nasıl olduğunu sormuş ve “İyiyim desem yalan söylemiş olurum yeğenim” cevabını almıştım. Doktorların kemoterapi önerdiğini, kendisinin ise kabul etmediğini söylemişti. Çok sürmedi, 28 Mart 2019 günü amansız dert onu hayattan koparıp aldı.

Vefatını duyunca kardeşim Ali Haydar’la birlikte hemen İstanbul’dan Mersin’e hareket ettik. Mersin’e vardığımızda Mezitli’de Dayımın evinin bulunduğu sitenin içerisinde yer alan cafe’de birçok il ve ilçeden gelen akraba ve tanıdıklarla buluştuk. Karşılıklı başsağlığı dileklerinde bulunduk. Acılarımızı paylaştık. Öğlen vakti sitenin yakınındaki camide cenaze namazı kılındı. Kadın erkek hep birlikte saf tutuldu. Ardından cenaze arabasıyla mezarlığa varılıp omuzlarda çiseleyen yağmur altında sevenlerinin gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurladı. Mezarına iki kürek toprak atmaktan başka elimizden bir şey gelmedi. Hayatın ötesine gidişinin burukluğu karşısında çaresiz kaldık. Taziyesinde kadın erkek hep birlikte cafe’de oturup yasını tuttuk.

Nurettin Değirmenci resmi kayıtlara göre 1951’de “tarihin hüküm sürdüğü, zamanın durduğu, tabiatın konuştuğu yer” Çermik (Diyarbakır)’te doğdu. İlk ve ortaokulu Çermik’te okudu. Dicle Köy Enstitüsü mezunlarından olan öğretmeni Aydın Önal’ın iyi bir okulda okuması gerektiğini aile büyüklerine önermesi üzerine Ankara’da kahvecilik yapan ağabeyi Veyis’in yanına giderek Gazi Lisesi’ne kayıt yaptırdı. Devamında İTÜ Elektrik Fakültesi’nde okumaya başladı. 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası devrimci düşüncelerinden dolayı bir dönem Selimiye Kışlasında tutuklu kaldı. Ben Ankara’da okurken, tutuklu kaldığı bu dönemde Niyazı Dayımla Şevkiye Nenemin kendisini ziyarete gittiklerini dün gibi hatırlıyorum. Bırakıldıktan bir süre sonra birlikte 1972 yılı yazında Çermik’e gidişimizi, üç dört gün Çermikli öğretmen ve gençlerle işçi köylü iktidarı, ulusal kurtuluş hareketleri, emperyalizm ve sosyalizm üzerine yaptığımız sohbetleri de çok iyi hatırlıyorum. Gidişimiz o zaman Çermik’te var olan devrimci hareketliliğe hız kazandırmıştı, çünkü o yüksekokul okumada ve devrimcilikte Çermik’te idoldü. Bu gidişimizin o günkü tanığı Kamil Sümbül vefatının ardından yazığı anma yazısında: “1972 yaz ayları böylece Çermikte gençlik, öğretmenler ve memurlar arasında sol ve sosyalizmle tanışma dönemi olmuştu” diye yazmaktadır.

Nurettin Dayım 1975’te okulu bitirdikten sonra 1976’te Elektrik Yüksek Mühendisi olarak İsmail Cem’in Genel Müdür olduğu dönemde TRT’de Vericiler Dairesi’nde (Ankara) üç yıl görev yaptı. Daha sonra buradan ayrılıp birçok yerli ve yabancı firmada çalıştı ve son olarak kendi firmasını kurdu, taşeron firma olarak çalışmalarını yürüttü. 1990’lı yıllarda çatışmalar nedeniyle çoğu firmanın çalışmayı göze alamadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da dağlarda gece gündüz çalışarak GSM operatörlerinin baz istasyonlarını ve televizyon verici kulelerini dikme işlerini yaptı.

Nurettin Değirmenci TRT’de teknik eleman arkadaşlarıyla. Ankara, Yıl 1976

Bazı insanların dünyası “paranın patron olup insanları köle ettiği bir dünyadır.” Dayım her şeyin parayla ölçüldüğü böylesi bir dünyanın renksiz, kıskanç ve bencil fertlerinden olmadı. 2000 yılında oğlum Ozan’la birlikte taşeron firma olarak Türkmenistan’a gittiğinde yüklenici firma yetkilisi kendisinden rüşvet isteyince vermeyip, iflas pahasına geri döndü. Paraya köle olmadı, rüşvet verip dünyalığını arttırmadığı gibi, kalktı sayılarla, yüzdelerle Rüşvetin Adı Matematiğin Dili adında bir kitap yazdı (Bulut Yayınları, 2001, İstanbul). Sonrasında rüşvetin boyut ve biçimlerini sürekli dile getirmeye çalıştı hep. Bir yıl önce bana yazdığı bir mektubunda: “Günümüz Türkiye’sinde, haraç, örgütlü biçim almıştır. Her yönetici, kendisini ilgilendiren konuda toplanan haraçtan payını bekliyor” diye yazmıştı. (19/5/2018)

Türkmenistan’ın ardından sarsılan maddi durumunu birazcık düzeltmek için 15/7/2005 tarihinde ABD’nin işgali altında bulunan Felluce ve Ramadi’de elektrik santrallarını yeniden kurmak için Irak’a gitti. Irak’tan döndükten sonra yaptığımız sohbetlerde; “Amerikalı askerlere asker demek için bin şahit ister; bunların hepsi, bir mühendis, bir sağlıkçı, bir öğretmen, her türlü yetenekleri var” deyip, ABD’yi iyi tanımadan ona karşı verilen mücadelenin başarı şansının olmadığını söylüyordu.

Irak’ta bulunduğu zaman diliminde yaşadığı ve gördüğü şeyleri günlük tutarak kayıt altına aldı ve bu günlüklerin bir kısmını da internet üzerinden benimle paylaştı. Irak’tan bana gönderdiği ilk günlüğünde: “Saat 13’de rehberim geldi. Kendisi, insanlarla barışık güler yüzlü kibar bir insan. Onunla Bağdat’ı dolaşmaya çıktık. Rehberim, ‘Amerikan devriyeleri geliyor’ dedi, kenara çekildi ve yavaşladı. ‘Devriyeler, 100 metre yaklaşanı vururlar’ diye açıklama yaptı. Önce, Saddam’ın, görkemli törenler düzenlediği alanı ve tesislerini izledik. Kocaman çapraz kılıçlar gözüküyor. Bu çapraz kılıçlar altından önce kahraman, yenilmez ve ortalıkta gözükmez Cumhuriyet Muhafızları geçerdi. Hey gidi günler hey! Sonra, yapay göller ortasına kondurulmuş Saddam saraylarını uzaktan izledik. Ne görkemli saraylar! Saddam’ın, şu anda bu saraylardan birinin mahzeninde turşusu kuruluyor. Saddam, bu dünyadaki lüks saltanatı ve sarayları kaybetti, benzerlerine öte dünyada sahip olsun!” (16/7/2005)

Dayım, okuma ve yazmayı seven biriydi. Gezdiği, gördüğü yerleri, karşılaştığı önemli olay ve şeyleri günlük notlar tutarak hep yazıya dökerdi. Gezerken çantasından kitabını ve bilgisayarını hiç eksik etmezdi. 15/72005 – 6/12/2005 tarihleri arasında tuttuğu Irak Günlükleri ilginç ve esaslı bilgiler içermektedir. Bu günlüklerin kitap olarak basılması halinde Ortadoğu üzerine yazılmış çok önemli bir kaynak eser gün yüzüne çıkmış olacaktır. Cem ve Ceren’e bu kitap olayını düşünmelerini öneririm.

Günümüzde, “ezber” olayı Batı’da bilinmeyen; İslam ülkelerinde ise tartışılmayan bir konu olduğu için, bilimsel, sağlam bir temele oturtulmadan anlaşılacağına da pek inanmadığından bu konuda yaptığı bir çalışmayı 1996 yılında kendi imkânlarıyla Eleştirel Düşünce ve İslam adıyla kitaplaştırdı. Kitap basılmadan önce dosyayı okumuş ve düşüncelerimi bir mektupla kendisine iletmiştim. O mektubumun bir yerinde şunu yazmışım: “Dinlerin ortaya çıkışı, evrimi ele alındığında; insani değerlerin oluşturulması, toplumsal yaşamın kurallarının belirlenmesi gibi önemli işlevlerinin de olduğunu unutmamalıyız. Bunları ‘yok’ saymak bizleri yanılgıya götürür. Dinlerin tarihinde kan, gözyaşı, acı, savaş, talan, yıkım, vahşet vs. olayın bir yanı. Tamam. Ama diğer yanında da insan hümanizmi yok mu? ‘Tanrı zalimler için vardır’ sözü boşuna mı söylenmiştir.” (27/07/1995)

Yerel tarih ve yaşadığımız bölgenin sosyolojik durumu hakkında araştırma yapmamı isterdi benden. Kendisi bu istemine uygun davranarak; “İnsanların, yaşadıkları topraklardaki nesne ve hareketleri kaleme almaları gerekir” deyip, 1960’lı Yıllardan Bir Kesit: ÇERMİK adlı kitabını yazdı (Bulut Yayınları, 2002, İstanbul). Ardından da, 2002’de Gördüklerim Düşündüklerim adlı kitaba imza attı (Bulut Yayınları, 2002, İstanbul).

Kitaplarının bazılarının düzeltme işini ben yaptım. Kitapları yayınlanmadan önce içerik ve biçimine dair tartışmalarımız ve yazışmalarımız da oldu. Örneğin, kitaplarında eski Yunan düşünürlerinden fazla alıntı yaptığını, bunun yerine kendi özgün düşüncelerinin yazmasının daha iyi olacağını söylerdim. Dayım, “Müslüman ülkelerden düşünür çıkmaz” düşüncesindeydi ve Müslüman ülkelerin geri kalışının nedeni de “ezber” bilgilerden ve dinden kaynaklandığını düşünürdü. Ben, bu düşüncelerine katılmaz, geri kalmışlık olayının çok boyutlu bir olay olduğunu söylemeye çalışırdım. Hatta tartıştığımız bu konu ile ilgili düşüncelerimi özetleyen “Müslüman Ülkelerden Neden Düşünür Çıkmıyor?” başlıklı bir yazımı sonradan Bilim ve Gelecek Dergisine gönderdim (Ocak 2006, Sayı: 23).

Nurettin Değirmenci-Müslüm Üzülmez “Rüşvetin Adı Matematiğin Dili” dosyası üzerine sohbet ederken.
Yıl: 2001. Güngören-İstanbul

Dayım kendisine özgü bir insandı. Yetenekleri ölçüsünde doğayı, insanları anlamaya ve anladıklarını da anlatmaya çalıştı hep. Davranışları ölçülü ve tutarlıydı. Bir mühendis olarak sayılarla ifade edilmeyen şeylerin tartışmaya açık olduğunu, tanımlı kavramlarla düşünülmesi gerektiğini, topluma doğrudan bir yararı dokunmayan şeylerle uğraşmanın faydasız şeyler olduğunu söylerdi. İyi bir mühendisti. Çalışkandı. Evrimci bir devrimciydi. Bilgi, üretim araçlarının gelişimi ve buna paralel üretimin artışı ile sermayenin oluşumuna önem verirdi. Az yer çok okur, az konuşur çok düşünürdü. Şimdi hepsi yalan oldu. Herkes ömrünce yaşar, herkes kendi acısını taşır, herkes kendi yasını tutar demekten başka ne diyebilirim ki… Ben sevgili Dayımı, Türkiye önemli bir değerini yitirdi.

Sevgili Süreyya, Ceren ve Cem başta olmak üzere tüm akrabaların, dostlarının, sevenlerinin başı sağ olsun. Başımız sağ olsun. Dayım, Kutup yıldızına yoldaş olsun.

Müslüm Üzülmez

“Turizm” Karikatür yarışması ödülleri verildi.

10. Turizm karikatür yarışması ödül töreni İzmir Bayraklı Four Poınt by Sheraton otelinde görkemli bir törenle sahiplerine verildi.2019 Yılı Turizm konulu karikatür yarışmasının Birincilik ödülünü Türkiye/ Antalya’dan Kürşat Zaman kazandı.

İkincilik ödülünü Konstantin Kazanchev /Ukrayna üçüncülük ödülünü Türkiye/Adana

Serpil Kar kazandı . Mansiyon ödülünü Mete Ağaoğlu Türkiye /Balıkesir Mansiyon ödülünü Seyed Ali Miraee /İran’dan kazandılar. Prof Atilla özer özel ödülünü ise İran’dan

Mahmood Azadnia kazandı. Gençler kategorisinde Elif Kayra Eşin Aşkın Ayrancıoğlu’nun öğrencisi kazandı. Mansiyon ödülünü ise Balıkesir’den Hayrunnisa Fırat kazandı. Mansiyon ödülü Emre Barut kazandılar.

Birincilik ödülü Kürşat Zaman
Birincilik ödülü Kürşat Zaman

işte ödüller geliyor.
Hiyeaaytt
Kürşat Zaman 
Antalya/Türkiye
Kürşat Zaman Birincilik ödülü
Kürşat Zaman Burcu Zaman
Kürşat Zaman /Burcu Zaman
Serpil Kar üçüncülük ödülü alırken
Serpil Kar Üçüncülük ödülünü alırken
Serpil Kar
Üçüncülük ödülü Serpil Kar /Adana Turkey
Konstantın Kazanchev
İkincilik ödülünü alan Ukraynalı çizer Konstantin Kazanchev
Ahmet Aykanat Serpil Kar İsmail Kar
Seçici kurlu ve ödül alanlar
Seçici Kurul ve ödül alanlar

Mahmood Azadnia /İran
Prof.Atilla Özer özel ödülü
Mahmood Azadnia /İran
Nazmi Kozak
Prof. Nazmi Kozak Turizm yarışması koordinatörü / Lütfü Çakın
Turan İyigün Mustafa Yıldız Seyed Ali Miraee
Turan İyigün Mustafa Yıldız Seyed ALİ Miraee
çizerler bir arada
çizerler bir arada
mutluluk anısı
işte mutluluk anısı
resim
resimler yarışıyor.
Mustafa Yıldız
Gençler kategorisinde Elif Kyra Eşin ödülünü Mustafa Yıldız’dan alıyor.
Ömer Çam  İsmail Kar
Ömer Çam / İsmail Kar

“Hatay Dumlupınar” Karikatür sergisi Ankara’da açıldı.

HATAY DUMLUPINAR SERGİSİ AÇILDI
Karikatürist ve Hekim Hatay Dumlupınar’ın sergisi Ankara’da Karikatür Atölyesi’nde açıldı. Ankaralı sanatseverlerin ve Dumlupınar’ın hekim arkadaşlarının yoğun ilgi gösterdiği sergi izleyiciden tam not aldı. Açılış konuşmasında Atölye Kurucusu Emre Yılmaz “73 Kuşağı çizerlerinden Hatay Dumlupınar’ı ağırladığımız için çok mutluyuz. Ankaralı ama yıllardır işi gereği İstanbul’da yaşıyor. Atölyemiz için Ankara’ya geldi. Dumlupınar’a ve sergimizi onurlandıran tüm izleyicilere teşekkürler.” dedi. Hatay Dumlupınar’da “Karikatür Atölyesi gibi bir yapının olmasından dolayı çok mutluyum. Keşke bizim gençlik dönemimizde de olsaydı. Sergide yer alan karikatürlerim arasında 40 yaşında olan da var birkaç gün önce çizdiklerimde. Çalışmalarımı izleyiciyle buluşturmaktan dolayı çok mutluyum.” dedi.
Sergi 18 Nisan tarihine kadar Karikatür Atölyesi’nde izlenebilir.
Adres: Konur 1 Sk. Pınar Apt. 19/6 Kızılay/ANKARA Telefon: 0 535 625 10 22 Web: www.karikaturatolyesi.com

sergiden
Sergiden
rgiden
Sergiden
n
Sergiden

Baharın coşkusunu “KARİKATÜR” Karşılasın “En Güzel Hediye Karikatür olabilir.

Havaların ısınmasıyla birlikte baharın müjdesini veren papatyalar rengarenk çiçeklerle

olağanüstü bahar sevincini yaşıyoruz. Bahar ayları etkinlik aylarıdır. Tıp kongreleri ,eğitim seminerleri, bayii toplantıları, fabrikalar, doğum günleri ,

Belediye şenlikleri AWM açılışları yada özel günleri kalıcı olarak anıları bahar sevinci gibi her zaman taze kılacak hediyeler veriyoruz. Portre karikatür etkinliklerde Karikatür

sanatına inanılmaz ilgi oluyor. Çocuklar bunların başında geliyor. Ebeveynler .gençler. orta yaşlılar her yaşa hitap ediyor. Sizlerde etkinlik yapmak istiyorsanız lütfen iletişime geçiniz. Lütfü Çakın 0 534 789 54 38 detaylı bilgi alınız. Çalışmalarımdan örnekler;

ık veysel
Aşık veysel fotoğraftan dijital çalışmam
gilizler
İngilizler şaşkınlık ve sevinç içindeler
Canlı performans
Babası ve kızı ne kadar mutlu ah işte bu
Findland
Canlı performans bendenizle
Özdilek İzmir
Özdilek İzmir
Aile tablosu
Aile tablosu böyle olur
Balayı anısı
Cicim ayları hatırat
Bendeniz
Terzi kendi söküğünü dikemezmiş berber traş olamazmış yok öyle bir şey ben kendim çizdim kendimi al işte tıpa tıp ben …!
İngizi aile
İngiliz aile tatildeler canlı performans 1 saat
qatar

Qatar/ Doha bazen yurt dışınada çıkarız.

Çocuklar  muhteşem
Futbolcu olacak
canlı çizim
canlı çizim
le sevinç görülmedi
işte mutluluk
ikizler
İkizler dünya güzeli
ısparta
Isparta gül halı festivali
Aqua fantasy
Aqua Fantasy / selçuk /pamucak/ İzmir
ingilizler
TATİL ANISI
AİLE BİRLİKTE
Karikatür heyecan katıyor
kıvırcık
Kıvırcık çok sevindi
Timsah
crocodile/ Timsah
Isparta karne şenliği 2019/ocak
Gökkubbe Isparta Karne şenliği 22/27/01 2019 Tarihlerinde düznlendi.
yazın bir başka güzel
yazın bir başka güzel güneşle birlikte
çocuklar güzeldir
Çocuklar güzeldir.
Özdilek İzmir
Özdilek İzmir
AZERİ
size selam getirmişem
futbol meraklısı
Futbolcu olacak
atletik
Atletik olmak zor ..
Ankara
Ankara A cty avm yenimehalle / Sevgililer günü etkinliği şubat 2017
Tatil anısı
Tatil anısı
bak işte
Bak işte jet skiyle gidiyoruz..
ile tablosu
Aile tablosu karikatür olursa daha renkli olur.
javs
kaslarıma baksana …
işte en sonunda oldu
Gülmek en güzel eylemdir.
çok iyi
çok iyi bea …!
bak işte
işte bizleri ressam amca ne güzel çizdi.
CAN YÜCEL
Seng-i Derya Can yücel sergisinden
t Arif
Hasretindenprangalar eskittim.
Tatildeyiz
Tatildeyiz
öpücük yağmuru
öpücük yağmuru
scoter
scoter
Isparta gökkubbe
ISPARTA 23 nİSAN ŞENLİKLERİ
Karne şenliği
Gökkubbe /ısparta ocak 2019
charlıe chaplın
Charlı chaplın benim yorumum
Özdilek Turgutlu
Özdilek Turgutlu
Ah ah amca ne güzel güzel çizdi.
Bende yapabilirmiyim acaba ..!
Ah ah Ressam Amca ne güzel çizdi. Bende yapabilirmiyim acaba ?
bırak beni
Bırak elim bale yapacağım..!.
iyi ki özdilekteyim
iyiki özdilekteyim..!
Ne çabuk bitti
Tatil ne çabuk bitti anlamadım.
l
Fidel castro arşivden
ez
Hugo Chavez albüme girdi.
nostlji
nostaljiyi bilen beni tanır.
rikatürcü İbrahim Tapa
Karikatürcü /İbrahim Tapa
Efsane oyuncumuz Kemal SUNAL
Efsane Oyuncumuz Kemal Sunal
Karikatürcü/ Mustafa Yıldız
Mustafa Yıldız
uncay Erol
Tuncay Erol /germany
Neyzen Tevfik
Neyzen Tevfik
Yaşar Kemal
Dünyaca Ünlü yazarımız Yaşar Kemal
picasso
picasso benim yorumum
Selda Bağcan
Selda Bağcan
Çocuklar Karikatürü sever
Futbolcu olacağım
Muzaffer İzgü
Muzaffer İzgü
Yaşar Taşır
Yaşar Taşır

Hatay Dumlupınar “KARİKATÜR” Sergisi Ankara’da açılacak.

Sergi afişi
Hatay Dumlupınar Karikatür sergisi Ankara Kızalay Konur sokak 19/6 29 Mart 2019 saat 18 30 da açılacaktır.

HATAY DUMLUPINAR SERGİSİ KARİKATÜR ATÖLYESİ’NDE AÇILIYOR
Ustalarla karikatür meraklılarını bir araya getiren Karikatür Atölyesi sezonun 11.sergisinde Hatay Dumlupınar’ı konuk ediyor. 73 kuşağı karikatüristleri arasında yer alan çizer kendine özgü mizah anlayışıyla Ankaralı sanatseverlerin karşısında olacak. Karikatürleri birçok gazete ve dergide yayımlanan, Yunus Nadi ve Turhan Selçuk Karikatür Yarışmaları gibi önemli birçok yarışmadan ödüller kazanan çizer bu sergi ile farklı konular içeren çalışmalarını izleyiciyle paylaşacak.
29 Mart 2019 Cuma günü saat:18:30’da Hatay Dumlupınar’ın katılımıyla gerçekleştirilecek açılışa tüm sanatseverler davetlidir.
Adres: Konur 1 Sk. Pınar Apt. 19/6 Kızılay/ANKARA
Telefon: 0 535 625 10 22
Web: www.karikaturatolyesi.com
e-posta: karikaturatolye@gmail.com

.

Hatay Dumlupınar
Dr Hatay Dumlupınar

HATAY DUMLUPINAR
1963 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudu. Üroloji uzmanıdır. İstanbul’da yaşıyor.
Karikatüre ortaokul yıllarında başladı. Karikatürleri Yarın, Bilim ve Sanat, Cumhuriyet, Cumhuriyet Kitap Eki, Varlık ve çeşitli sanat dergilerinde yayınlandı. Karikatür yarışmalarından ödüller kazandı. Sergilere katıldı.
‘İdooolojik’ adlı bir karikatür albümü 1985’te yayınlandı.

“Karikatür” en güzel hediyedir.

Sevdiklerinize ulaşabilmenin en kısa yolu bazen hediye vermekten geçer.

Hediye işin içine girince daha seçici olmak gerekir. Anında tüketilen hediye değilde

kalıcı ve anı olması gerekir. Portre karikatürün özelliği farklı bir yorum katabilmektir.

Kişiye doğrudan benzemez yani fotoğraf gibi bire bir aynısı olmaz sanatçı kişiyi anımsatır fakat biraz farklı yapar başlıca burnu biraz daha büyük olabilir. Karikatürlerde

en büyük etken uzuvların tam aksi durumu çizilirse ancak o zaman ortaya mükemmel bir şey çıkar sizlerde benim gibi düşünüyorsanız sipariş yada bilgi almak için lütfen iletişime geçiniz. Lütfü Çakın Watsap 0 534 789 54 38 numaralı telefonu watsaptan yada direk arayabilirsiniz. İşte örnek çalışmalarımdan bazıları

Canlı çizim
Canlı çizim
Canlı PERFORMANS
Canlı çizim England
Canlı çizim
Canlı çizim
Mutlu olmak
Mutlu olmak işte bu sizcede öyle değilmi?
Tatil anısı
Tatilde gülümsemek
türk aile
Türk aile
sevgil olmak
Sevgili olmak
Bendenizle birlikte
Bendenizle birlikte
zeri sevgililer
Azeri sevgililer
ikinci bahar
İkinci bahar
AYNISININ TIPKISI
Aynısının tıpkısıda olabilir her şey tamamen süpriz
Charlie Chaplin
Charli Chaplini değişik çizdim.
Şaşırtıcı Mutluluk
Şaşırtıcı Mutluluk
Canlı performans 
Fransız sevgililer
Fransız sevgililer öylesine mutlu oldularki bir hafta boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar
havez Rusyada albüme girdi
Hugo Chavez Rusyada Albüme girdi Kitap Olarak Yayınlanacak.
Nostalji
Nostalji Hulusi Kentmeni anımsayın
Birazda Jack Nicholson
Jack Nicholson
Efsane
Efsane Oyuncumuz Kemal Sunal
Balayına Çıkan misafirlerimiz
Balayına gelen değerli misafirlerimiz tatil anılaryla döndüler
Bendeniz
Otoportrem ben çizdim
Mr Bean
Mr Bean
Selda Bağcan
Selda Bağcan
Sempatik sevgililer
Sempatik sevgililer
Simona Halep
Simona Halep Ünlü Tenisçi Romanyada Albüme girdi.
Snoop Dogg
Snop dogg

Haydi daha ne duruyorsunuz sipariş için sarılın telefonlara Lütfü Çakın 05347895438

“AÇIK FİKİRLER” Sergisi Ankara’da açılacak.16 Mart 2019

FAHRİYE ÇITAKLI ve AŞKIN AYRANCIOĞLU’ndan SERGİ; “AÇIK FİKİRLER”
Karikatür ve resim sanatçıları Fahriye Çıtaklı ve Aşkın Ayrancıoğlu’nun Resim, karikatür, illüstrasyon ve fotoğraf çalışmalarından oluşan “Açık Fikirler” adlı sergileri 15-25 Mart 2019 tarihleri arasında Ankara’da Çankaya Belediyesi, Çağdaş Sanatlar Merkezi, Osman Hamdi Bey Salonu’nda izlenebilir.
Açılışı 16 Mart Cumartesi günü saat 18:00’de yapılacak olan sergide iki sanatçının resim, karikatür, illüstrasyon ve fotoğraf dallarında yaklaşık 100 eseri bulunuyor…
Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin Mart-2019 bülteninde “Açık Fikirler” sergisi için şunlar yazılmış: “FAHRİYE ÇITAKLI ve AŞKINAYRANCIOĞLU güncel politika, aile, arkadaşlar, hayat, devlet, insan, doğa, emek, aşk gibi konulardaki fikirlerini karikatür, resim, fotoğraf ve illüstrasyonla kısa ve vurucu şekilde sunuyorlar. İki sanatçı da eserlerini ezber bozan, otorite sarsan, insanı silkeleyip kendine getiren şeyler anlatma çabası ile sergiliyorlar. Fahriye Çıtaklı ve Aşkın Ayrancıoğlu içinde bulunduğumuz zamanı ve onun kurallarını mizahi bir üslupla eleştiren sanatçılar olarak siz sanatseverleri sergilerine bekliyorlar.”

Fahriye Çıtaklı ve Aşkın Ayrancıoğlu
Sergi afişi
Sergi 16 Mart 2019
Sergi 16 Mart 2019 Ankara /Çankaya
sim ve Karikatür
Resim ve Karikatür bir arada
oğrafta var
Resim Karikatür ve Fotoğraf sergisi bir arada
hriye Çıtaklı
Fahriye Çıtaklı
oğraf
Fotograf
Açık Fikirler
Açık fikirler
fikirler
Açık fikirler sergisi

“Kadının çizgisi var”Karikatür sergisi Ankara’da açıldı.

den
Sergiden
Karikatür sergisi
Karikatür
Sergiden

“KADININ ÇİZGİSİ VAR” SERGİSİ YOĞUN BİR İLGİYLE AÇILDI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü için düzenlenen “Kadının Çizgisi Var” Sergisi Karikatür Atölyesi’nde açıldı. Sezonun onuncu sergi olan sergi Ankaralı sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Sergide Ankara, İstanbul ve İzmir’den Aslı Alpar, Asuman Küçükkantarcılar, Ayten Köse, Berna Yangın, Esma Burcu Sereli Havasi, Çiğdem Demir, Duygu Saraçoğlu, Hilal Özcan, Hülya Erşahin, Menekşe Çam, Saadet Demir Yalçın ve Zeynep Gargi’nin çalışmaları yer alıyor. Açılışa Ankara’da yaşayan Aslı Alpar, Çiğdem Demir, Esma Burcu Sereli ve Duygu Saraçoğlu katıldı. Ankara dışında olan sanatçılar da teşekkür mesajlarını iletti.
Açılış konuşmasında Atölye Kurucusu Emre Yılmaz “Sergimize Ankara, İstanbul ve İzmir’den katılan ve destek veren 12 sanatçımıza teşekkür ederiz. Elbette Türkiye’de çok fazla karikatür sanatçısı kadın var. Fakat biz galerimizin fiziki imkanlarını göz önüne alarak 12 sanatçıya yer verebildik. İlginize çok teşekkür ederiz.” dedi.
Aslı Alpar “Çizgilerimizde her zaman güldürmeyi hedeflemiyoruz. Ama aradaki ironiyi fark edip hafif bir tebessüm sağlıyorsak biz bu işi halletmişizdir gibi geliyor. Ayrımcı olmayan ve güçsüzün yanında olan bir anlayışı benimsiyoruz. Buradaki çalışmalardan da görüyorsunuz. Sanatın da böyle olması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Duygu Saraçoğlu ”Komik ile hiciv arasında fark var. Karikatürün amacı komik olmaktan ziyade insanlarda farkındalığı sağlamak. Bu bazen mizahi bazen de sert bir şekilde olabilir. Gerçekliliği size gösterebiliyorsa bu tam olarak karikatürdür. Bu serginin 8 Mart’ta olması benim için çok önemli. Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Karikatür Atölyesi’ne bu sergi için teşekkür ederim.” dedi.
Esma Burcu Sereli ”Bizler bu topraklarda yaşayan kadınlar olarak aslında gündelik hayatta yaşadıklarımız üzerine çizimler yaptık. Hayat üzerine çizince zaten ister istemez genel tüm konulara değinmeden geçemiyoruz.” dedi.
Çiğdem Demir “Ankara’da böyle bir etkinlik yerinin olması çok güzel. Dilerim daha çok çizer gelir. Çizerleri kadın çizer diye ayırmak hiç hoş değil. Kadın çizer demektense çizer diyebileceğimiz seviyeye dilerim bir gün geliriz. Herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Sergi 28 Mart tarihine kadar Karikatür Atölyesi’nde izlenebilir.
Adres: Konur 1 Sk. Pınar Apt. 19/6 Kızılay/ANKARA
Telefon: 0 535 625 10 22
Web: www.karikaturatolyesi.com
e-posta: karikaturatolye@gmail.com

Sergiden
Sergi anısı
sergi
Sergi hatırat
Sergi Ankarada açıldı.
Dünya kadınlar günü
Sergiden kareler
Kadının çizgisi var.
Katılan çizerler
Sergiye katılanlar

“egyptian caricature “The 6 ınternational cartoon cathering cairo 2019

Sergiye katılanlar

List of Participants Of The 6th International Cartoon Gathering – Cairo 2019

Egyptian Caricature Association

1 Mart Cum 22:45 (13 saat önce

List of Participants Of The 6th International Cartoon Gathering – Cairo 2019
• Until: 1st March 2019
• Deadline: 1st April 2019

Algeria
Boutabba Bilel
Salah Cherrared

Argentina
Daniel Eduardo

Australia
Louis Pol

Austria
Hule Hanusic
Pascal Kirchmair
Stefan Wenczel

Belgium
Luc Vermeersch
Paul Kempeneers

Brazil
Amorim
Geraldo Magela
Ray Costa
Ronaldo Dias

Chile
Jaime Huerta

China
Cai Weidong
Chen Xiang
Cheng Shibi
Huang Qigong
Jiameng
Jiarui Jun
Jiliang Wu
Jin Xiao Xing
Jing Shan
Jing Yan Qi
Li Xiaoyang
Li Yan Nian
Lijie Yang
Lv Guo Hong
Ning Bin
Shen Hong Li
Yang Liang Yi

Colombia
Jucalo

Cuba
ARES
Brady Izquierdo

Cyprus
Cemal Tunceri

Czech Republic
Jiri Srna

Egypt
Ahmed Al Dndrawy
Ahmed Moustafa
Ahmed Wahid
Khaled Al Marsafy
Mohamed Effat
Nourhan Magdy
Omar Seddek
Safowt Al Mangabady
Samir Abd El Ghany
Sherif Arafa
Tharwat Mortady

France
Gerald Peigneux

Germany
Pavel Taussig

Greece
John Xagoraris
Petros Tsiolakis

India
Jakkula Venkatesh
Konda Ravi Prasad
Tvg Menon
Venugopal Galisetty

Indonesia
Doddy Iswahyudi
Fitriyadi
Jiwenk

Iran
Alireza Karimi Moghaddam
Amir Reza
Fakhredin Dost Mohamad
Heibat Ahmadi
Homayoun Abdol Rahimi
Hossein Abdollahi Adli
Javad Jafarian
Keyvan Varesi
Mahshid Hashemi
Mansoure Dehghani
Mohammad Saleh
Rahim
Sarah Assady
Soleiman Mamrahimi

Iraq
Ahmed khalil

Italy
Alfio Leotta
Andrea Bersani
Emilio Isca
Gianni Chlostri
Marco Fusi
Mario Russo
Nicola Bucci
Paolo Dalponte

Japan
Dragica Ohashi

Kazakhstan
Sergey Birkle

Kenya
William Abiha

Kosovo
Agim Krasniqi

Libya
Al Ajili El Abidi

Macedonia
Georgievski Miro
Keti Radevska
Zlatko Krstevski

Mexico
Camila De La Fuente

Montenegro
Darko Drljevic
Vjekoslav Bojat

Morocco
Abdellah Jabran
Adnane Jabir
Naji Bennaji
Rachid Amghouze
Riham El Hour

Palestine
Safaa Odeh

Poland
Tomasz Rogowski

Portugal
Paulo Pinto

Romania
Constantin Pavel
Liviu Stanila

Russia
Aleksei Kivokurtsev
Alexei Talimonov
Azimov
Igor Smirnov
Nikolay Chernyshev
Sergey V. Sokolov

Saudi Arabia
Ayman Al Ghamdi

Serbia
Mileta Miloradovic
Miroslav Jakovljev
Spiro Radulovic
Vojislav Milic

Spain
Fernando Rivero
Josef Prchal
Omar Perez

Sudan
Osama Bo Seba

Syria
Afraa Alyoussef
Alaa Dayoubb
Yassin Alkhalil

Turkey
Abdulkadir Demirhindi
Lutfu Cakin
Musa Gumus

Ukraine
Alexander Barabanshchykov
Gennadiy Nazarov
Olexandr Sydorenko
Serhii Fedko
Viacheslav Kazanevsky
Vladimir Kazanevsky

USA
Ashley Matarama
David Hafez

Müslüm Üzülmez’in “Cesur yeni Dünya ” Kitabı hakkında düşünceler..!

Müslüm Üzülmez
Yeni okuduğum “Cesur Yeni Dünya” isimli bir kitaptan biraz bahsetmek istiyorum. Aldous Huxley tarafından 1932’de distopik kurgu roman olarak kaleme alınan; kapılarında Dünya Devleti’nin sloganı “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan, bu dünyanın cesur insanlarının Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilen ve toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırmayı uykuda eğitimle sağlayan, herkesin mutlu; herkesin çalışır ve herkesin eğlenir ve de “Herkes Herkes İçindir” olduğu “Cesur Yeni Dünya”yı değil; anlatacağım farklı, Harvard Capital Group adlı yatırım bankacılığı firmasının kurucusu ve başkanı William Knoke tarafından “Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Bir Yol Haritası” olarak 1996’de kaleme aldığı “Cesur Yeni Dünya”. (Türk Henkel Dergisi Yayınları, Çev: Zülfü Dicleli, 1997 İstanbul)
Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sında kuluçkada fabrikasyon şeklinde seri üretilen insanlar görevlendirileceği işlere göre Alfa (çok akıllı, üstün insanlar, yöneticiler), Beta (orta düzeyde akıl ve yönetim özelliği olanlar, ara kademede elemanları), Gama (akla çok az gereksinimi olanlar, işçiler), Delta (akla azıcık gereksinimi olanlar, tarım işçileri) ve Epsilonlar (zekâdan yoksun olanlar, riskli ağır işlerde çalışanlar) şeklinde beş farklı kategoride sınıflandırılmıştır. William Knoke’nin “Cesur Yeni Dünya”sında ise gezegenimizdeki insanlar zenginliğe sahip oluş temelinde Diyarbakır karpuzu gibi, eşit olmayan bir şekilde ama gerçekçi bir yaklaşımla ikiye bölünmüştür: Birinci Dünyalılar (zenginlikten büyük pay alan azınlık, zenginler kulübü), İkinci Dünyalılar (zenginlikten küçücük pay alan çoğunluk, yoksullar ve işsizler topluluğu).
William Knoke’nin “Cesur Yeni Dünya”sı teknolojik ve bilimsel gelişmelere paralel olarak gelişen dünyadaki gelişmeler iyimser ve biraz cilalanarak global bir firma temsilcisinin bakışıyla yazılsa da kulak ardı edilmeyecek önemli şeyler anlatılıyor. Yaşama, çalışma ve kendimizi yönetme tarzımız köklü bir değişim geçirmekte ve eski eğilimlerden neredeyse bütünüyle kopmak üzere olduğumuz; iktidar ve zenginliğin, aile ve kimliğin bütün kartların yeniden karıştırılıp dağıtıldığı, tarihteki ender anlardan birinin eşiğinde bulunduğumuz söyleniyor. “Her Şey Her Yerde Çağına” geçişin başladığı ve yirmi birinci yüzyılın tanımlayıcı paradigmasının “uzak yakına eşittir” şeklinde özetlenebileceğini, her şeyi her yere bağlayan, uzak ile yakını hemen hemen aynı şey haline getiren görünmez bir şeyin olduğunu, kısacası olup bitenleri “Dördüncü Boyuta” geçmiş olmamızla açıklıyor. Değişimin sonuçlarını ise şöyle sıralıyor: Gelecekte uluslar milat olacaktır, terörizm üste çıkacaktır, işçi sendikaları batmaya mahkûmdur, din bütün dünyada yeniden yükselecektir, dünya devleti kaçınılmazdır, büyük şirketler parçalanacaktır, iş stratejilerini ve iktisat teorilerini bütünüyle yeniden düşünmek gerekecektir, bugünün emek becerileri yarın işe yaramaz hale gelecektir(s.24-25).

Lütfü Çakın

“Cesur Yeni Dünya”, kolay, güzel, anlaşılır bir dille yazılmış. Türkçesi 1997 yılında yayımlanmış. Kitabı benim okumam gecikmiş bir okuma, ama böyle olması da iyi oldu; öngörülenlerden hangilerinin -22 yıl içerisinde- gerçekleştiği, hangilerinin gerçekleşmediğini daha iyi görebilmemi sağladı. Bir yol haritası iddiasını taşıması ve alışılagelmiş şeylerin dışında farklı şeyler söylemesi nedeniyle insanı düşündüren bir yanı var. Birçok öngörüde bulunuyor. Bu öngörülerden: Bilgisayar destekli üretim, ticaret ve bankacılığın gelişeceği, internet ve cep telefonları sayesinde enformasyonun çok hızlanacağı, borsanın yaygınlaşacağı, çevre kirliliklerinin ulusal sınırları aşıp dünya sorunu haline geleceği, çok-uluslu firmaların küreselleşerek güçlerini katlayacağı gibi bazı öngörülerin bugün gerçekleşmiş olması çok önemli, ama ulus-devletlerin işlevsizleşeceği ve giderek sonlanacağı, devlet yönetimlerinin aşınacağı, “Global Devlet Yönetimi” arayışlarının başlanacağı, özerk bölgelerin yaygınlaşacağı gibi öngörüler ise gerçekleşmeden çok uzak, şimdilik. Bilgisayar destekli teknolojinin, “hiperbilgisayar”ların, ekonomik ve ticari gelişmelerin sonucu “devlet yönetiminin aşınacağı”nı söylemekte bence doğru değil, doğru çıkarsama günün koşullarına göre devletin yeniden reorganizasyon gerekliliğidir.
Kitapta sık söylenen şeylerden biri de “uzak yakına eşit” oldu belirlemesidir. Bu, kulağa hoş gelebilir, sanal dünyada ve global ticarette mesafe ortadan kalkmış olabilir, ama gerçek yaşamda, günümüz dünyasında geniş anlamıyla hiç te “uzak yakına eşit” değildir: Afrikalı Afrikalıdır, Asyalı Asyalıdır, Avrupalı Avrupalıdır. “Uzak yakına eşit” olsaydı Amerika ve Avrupa’ya göçler olmazdı ya da göç olduğunda kapılar kapanmazdı. 3 yaşındaki Suriyeli Kürt çocuğu Alan Kurdi, 2 Eylül 2015’te Bodrum kıyılarında ölümü kucaklamazdı.
Kitapta yer alan; “Körfez Savaşı sürecinde Irak’da ifşa olanlar, bütün uluslararası denetimlere ve ihracat kontrollerine rağmen, nükleer bomba imal etmeye kararlı bir ülkenin hiç fark edilmeden bunu yapması” (s. 262) açıklamasının doğru olmadığı ve ABD’nin o günkü resmi açıklamalarının tıpkısı olduğunu bugün biliyoruz. Yine kitap boyunca bütün kıtalardan çok sayıda küçüklü büyüklü değişik etnisite ve inançlara mensup kimliklerden şu veya bu şekilde isim olarak bahsedilirken; “Ülkesiz Ülkeler” anlatılırken(s.239) nüfusu 40 milyonu aşan ve Ortadoğu’nun kadim halklarından biri olan Kürtlere hiç değinilmemesi, suskun kalınması İsmail Beşikci’nin “Anti-Kürt Nizam” tezini akla getiriyor. Ayrıca, kitapta İslami Fundamentalizmin yükselişi “Mekânsızlığa” bağlanmaktadır(s. 234). Anlatılan şeylerin katkısı mutlaka vardır, ama bu canavarı dünyanın başına bela edenin de esas Amerika Birleşik Devletleri olduğunu, özel olarak Sovyetler Birliği’ne ve genel olarak da komünizme karşı oluşturulan, başında ABD’nin meşhur siyaset bilimcisi ve devlet adamı Zbigniew Brzezinski’nin bulunduğu “Yeşil Kuşak Projesi”ni, “Mücahit Yetiştirme Kampları”nı görmemezlikten gelmesi kasıtlı değilse, talihsizlik. Bunlar ve benzeri şeyler kitabın objektifliğine, verilerin güvenirliğine ve anlatılanların doğruluğuna gölge düşürmekte.
“Cesur Yeni Dünya”nın bazı bölümlerinde ulus-devletin miadını tamamladığı, “Global Devlet Yönetimi” arayışının başlanacağı öngörüsü yer almakta ama gelişmelerin tam tersi istikamette geliştiğine tanık olmaktayız. Ulus-devletler idari ve ideolojik olarak gittikçe daha da güçlendiler. Avrupa’da ırkçı, sağcı, dinci, halkçı, ulusal hareketlerin yükselmesi ve çok yerde iktidarda ya da iktidara ortak olmaları; ABD’de Başkanı Donald Trump’un “Her Şey Amerika İçin” diye kolları sıvaması; ABD’in Çin, Rusya ve Avrupa Birliği’ne karşı gümrük vergilerini yükseltmesi, Meksika sınırına duvar örme istemesi, Venezuela’ya yasa dışı müdahalesi; Türkiye’de ise AKP ve MHP’nin iktidara oturması, yetmezmiş gibi dinci ve sağ partilerin peş peşe kurulması ve sağın sağa ya da dinci partinin dinciye muhalefet eder duruma gelmesi, devrimci, sol ve laik partilerin siyaset sahnesinde söz sahibi olamamaları, sosyalist solun bir kısmının bile ulusalcılığa kayması örnek verilebilir buna.
Ayrıca; “Yeni binyıl, bir yandan gücün büyük ulus-devletten yerel yönetimlere geçmesini getirecek, bir yandan da ulusüstü, hatta global makamları güç sahibi kılacaktır”(s.303) deniliyor. Yani yaygın özerklik ve merkezi bir “Global Dünya Yönetimi” öngörülmekte. Bu öngörünün yapılışından 22 yıl sonra dünyamızın mevcut durumuna baktığımızda, ulus-devletlerin yerel yönetimlere gücünü devretmeye hiç te niyetli olmadıklarını, ulusüstü “global makamlar” konusunda bir talep veya girişimin bulunmadığını görmekteyiz. Daha vahim olanı ise “ulusüstü” olarak nitelendirilen örgütlerden Birleşmiş Milletler(BM) ve Avrupa Birliği(AB) gibi kuruluşların günümüzde işlevsizleştiği ve temellerinin çatırdamaya başladığıdır. İşin garip tarafı ise Birleşmiş Miletler(BM)’in bir ulus-devletler topluluğu olduğunun görmemezlikten gelinmesidir. “Global Devlet Yönetimi” talebi ufukta gözükmüyor, şimdilik.
Teknolojinin, bilimsel gelişmelerin ve hatta tüm sosyal politikaların anavatanını oluşturan Batı, var olan zenginlik ve gelişmelerini kan, gözyaşı ve alınterine borçludur. Batı, yani “dünya topraklarının yüzde 84’ünü kontrol eden [Avrupa’daki]yirmi beş güçlü ulus”(s.274) Amerika, Afrika ve Asya’yı işgal ederek sömürgeciliği başlatarak; köle insanları (emek), altın, bakır, kömür, petrol, kereste, et, yağ, canlı hayvan ve benzeri yeraltı ve yerüstü zenginliklerini (hammadde) talan ederek bugünlere gelmiştir. Yazar bu konuyu es geçse de farklı önemli bir tespitte bulunuyor. “Çok-uluslu şirketlerin son 200 yıldaki tarihi gelecek yüzyılın global şirketlerini anlamamıza ışık tutabilir” diyor ve ardından eskiden çok-uluslu şirketler “köleleri, altın ve gümüşleri, başka yerlerde satılabilecek değere sahip olduğunu düşündükleri her şeyi gemilerine doldurup giderlerdi” diye yazmakta(s.187) ve ardından dün çok-uluslu firmalar sömürü için dış ülkelere giderlerdi, bugün ise hükümetler global şirketleri davet ediyor diyor.
Knoke, kitabında bir de sık sık iki farklı dünyanın var oluşuna değinmektedir(s.106). Bu dünyalar coğrafi veya etnik/ inanç temelinde değil, sahip olunan zenginlik durumuna göre, yani sınıfsal bir temelde oluşmuştur: Zenginlerden oluşanı Birinci Dünya, yoksullardan oluşanı İkinci Dünya olarak tanımlıyor. Günümüzde mevcut bu iki dünya arasında nicelik ve nitelik olarak çok derin bir uçurumun oluştuğunu söyleyebiliriz. İkinci Dünya’nın her alanda geri kalması, açlık ve terörle boğuşması Birinci Dünya’nın, tarihsel olarak Batı’nın eseridir. Günümüzde yaşanan göç dramı, dün yapılanların bugüne yansımasıdır; kapıların kapatılması ise bedelini ödemek ve kabullenmek istemeyişten başka bir şey değildir.
Anlatılanlara ve kitabın yazılış tarihine baktığımızda; “Cesur Yeni Dünya” kitabı, Alvin Toffler’in “Üçüncü Dalga” (Altın Kitaplar, Çev: Ali Seden, 1996 İst.) ve bir zamanlar basında Turgut Özal’ın başucu kitabı diye lanse edilen John Naisbitt ve Patricia Aburdene’nin birlikte hazırladıkları “Değişen Dünyada 1990’ların On Yeni Hedefi MEGATRENDS 2000 Büyük Yönelimler” kitaplarını (Form Yayınları, Çev: Erdal Güven, 1990 İst.) anımsatıyor ve bu kitaplarda anlatılanlara benzer şeyler anlatılıyor. 1990’larda, özelliklede Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu Batı’nın moral üstünlüğü yakalaması küreselleşme ve neo-liberal politika tartışmalarının tırmanışa geçmesine neden oldu. O dönem ABD orjinli yayımlanan çok sayıda bu türden kitapların hemen hemen tümünde aynı şeyler farklı şekillerde çokça yazıldı; küreselleşme ve serbest piyasaya dayalı ekonomik modelin fazileti anlatıldı ve halen de anlatılmaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılışı bazılarına kan emici yarasayı sevimli kanarya gibi sunma fırsat yarattı. William Knoke de doğru şeylerin anlatımının yanında kapitalizmi şirin gösterip methetmektedir; “eşi görülmedik maddi zenginlik sunmadaki başarısı kapitalizmin yirmi birinci yüz yıl boyunca birçok kültür tarafından ideolojik olarak benimsenmesini sağlayacaktır”(s.144) diyerek.
Sonuç olarak anlatılanlardan benim anladığım, William Knoke yol haritasında ‘türbokapitalizmin’ ülkeler ve toplumlar için iyi olduğunu, Faust’un pazarlık yaparak ruhunu şeytana satması gibi ülkelerin de her şeylerini global şirketlere teslim etmelerinin kendi yararlarına olacağını söylemektedir. Ve bir şey daha söylemektedir: “Uluslararası iş âlemi süper enerji yüklü ‘türbokapitalizmde’ hızla ileriye doğru yol alırken, politik dünya arkada toz yutuyor.”(s.187)
Teknolojik, ekonomik, siyasi ve ticari gelişmelerin birbirini besleyerek ve etkileyerek dünyamızı değiştirdiği ve dönüştürdüğü, farklı bir yere getirdiği doğru, ama global şirketlerin dünyamızı “Kurtlar Sofrası”na dönüştürdüğü de inkâr edilmez bir gerçektir. Kurtlar, daha doğrusu global şirketler sofradan en büyük budu/payı kapmaya çalışıyor, tökezleyen ya da düşen anında yem oluyor. Düşenlerin çığlıkları kümese giren tilkiyi fark eden şaşkın tavukların çığlık atmalarına benziyor, kıyameti koparıyorlar. Sessiz çoğunluğun ise çığlığı/sesi duyulmuyor, duyulmak da istenmiyor!
Müslüm Üzülmez
Not: Karikatürünü benimle paylaşan Lütfü Çakın’a teşekkür ederim.

Yunus Nadi Karikatür yarışması Son katılım 11 Mart 2019

Yunus Nadi
Yunus Nadi Abalıoğlu

KARİKATÜR:
Karikatürlerin boyutu 30×40 cm’yi geçmemelidir. Her türlü teknik serbesttir. Yarışmaya en fazla 5 karikatürle katılabilinir.
Seçici Kurul: Metin Peker, Kâmil Masaracı, Muhittin Köroğlu, Zafer Temoçin, Akdağ Saydut.
HER DAL İÇİN GEÇERLİ GENEL KOŞULLAR 11.Mart 2019 son gönderme tarihidir.
Ödüller, her dalda amatör-profesyonel herkese açıktır. Cumhuriyet mensupları hiçbir dalda ödüle aday olamazlar. Adaylar gerçek ad ve adresleri ile telefon numaralarını belirtmek zorundadırlar. Ancak adaylar ad ve adreslerinin saklı tutulmasını isteyebilirler. Ödül koşullarına uymayan yapıtlar yarışma dışında tutulacaktır.
Adayların yapıtlarıyla birlikte adlarını ve soyadlarını arkasına yazacakları iki adet fotoğraflarını, açık adreslerinin de yer aldığı katılım belgesini ve yaşamöykülerini 11 Mart 2019 Cuma günü saat 17.00’ye kadar “Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Ödülleri” Prof. Dr. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli / İstanbul’ adresine iadeli taahhütlü olarak postayla ulaştırmaları ya da elden teslim etmeleri gerekmektedir. Yayımlanmış yapıtların daha önce herhangi bir ödül almamış olması koşulu geçerlidir. Zarfın ya da paketin üzerine hangi dal ile ilgili olduğunun yazılması zorunludur. Ödül dallarında konu sınırlaması yoktur. Yapıtlar hiçbir şekilde iade edilmez. Ödül alan ya da herhangi bir şekilde ön elemeden geçirilen yapıtlar, genel yayın ilkelerimiz doğrultusunda gazetemizde yayımlanabilir. Ödül sonuçları gazetemizin kuruluş yıldönümü olan 7 Mayıs 2019 Salı günü açıklanacaktır. Karikatürcüler Derneği

“KARİKATÜR” En güzel hediyedir.

Tıp kongreleri ,fabrikalar, “AVM “LER ,Otomotiv sanayi, İnşaat sektörü, ilaç sektörü ,belediyeler, kuyumcular ,halıcılar düzenleyeceğiniz her türlü eğitim semineri şenlik

yada çok özel günlerinizde personellerinize hediyemi vermek istiyorsunuz işte size fırsat

portre karikatürlerle mutlu edebilir. Onlara unutamayacakları bir anı bırakabilirsiniz lütfen

telefonla arayın görüşelim . Sizlerle birlikte çalışıp özel günlere kalıcı bir anı bırakalım.

Lütfü Çakın 05347895438 Bir günde yüzlerce kişinin karikatürünü çizdirmek çok kolay.

anlı performans
Canlı performans

işte mutluluğun resmi
İŞTE MUTLULUĞUN RESMİ
Canlı çizimlerim
Yaşar Kemal (Tabletle çizim) Sketch
küçük misafirim
Küçük misafirim
Bak saklandım
Baaak sakalndım nasıl güzel olmuşmuyum .?
Halkla iç ieyiz
Halkın yanındayız
 Arif
Ahmet Arif özel çalışmam
Turistlerimiz
Canlı performans
Güldürmek bizim işimiz
Güldürmek bizim işimiz.
Özdilek İzmir
Özdilek İzmir
Ayşe Arman (Siyah beyaz)
Fidel Castro
Fidel Castro
tein
Einstein
Kuyucular Köyü
Kuyucular köyü kültür şenliği (Aydın)
Canlı performans
Canlı performans


En güzel hediye “KARİKATÜR” olabilir.

Sevdiklerinize hediye vermek bir sanattır. Öyleyse sizlerde sanatı tercih edin bir eser hediye edin “KARİKATÜR ” bana göre güzel sanatların en güzelidir. Hiciv var nükte var

abartı var özgürlük var yani ne tür espri yapmak isterseniz o sizin yeteneğinize kalmış

Siz düşünün yada kişinin sevdiği özel ilgilerini yazın espriyi birlikte bulalım. Yeter ki

onurları okşasın Sipariş için lütfen telefonla arayıp yada watsaptan bilgi alabilirsiniz.

Lütfü Çakın 0534 789 54 38

Canlı performans
Canlı Performans
Foto sipariş
Foto Sipariş
England Family
Canlı performans çizdiklerim (iNGİLİZ AİLE) İşte mutluluğun resmi
Baba ve Kızı
Baba ve Kızı
Balayı hatırat
Balayı Hatırat
Gülmek en güzel eylemdir
Gülmek en güzel eylemdir
Abdulkadir Hazman
Fuar Anısı
Canlı performans
Canlı Performans
Ahmet Arif
Fotoğraftan farklı çizebilmek
Fidel Castro
Hulusi Kentmeni anımsadınızmı ?
Hulusi Kentmeni anımsayan varmı ?
Picasso
Picasso
Efsane Oyuncumuz 
Kemal Sunal
Kemal Sunal
Snoop Dogg
Snoop Dogg
Selda Bağcan
Selda Bağcan
şkın Ayrancıoğlu
Aşkın Ayrancıoğlu
ein
Einstein
şar Kemal
Yaşar Kemal
Mustafa Yıldız
Mustafa Yıldız

Başak Koleji 2. Karikatür Yarışması / AYDIN

Başak koleji 2. karikatür yarışması Ortaokul ve Lise öğrencilerine yönelik karikatür

yarışmasına sadece Aydın ve İlçelerinde öğrenim görenler katılabilirler yarışmaya

son katılım tarihi 22 Mart 2019 olarak belirlenmiştir.

Yarışma şartnamesini dikkatle okuyup katılımınızı bekliyoruz. Başarılar dilerim.YÜKSEL CENGİZ

“Yunus Nadi” Karikatür yarışması

Yunus Nadi

YUNUS NADİ KARİKATÜR YARIŞMASI

Karikatürlerin boyutu 30×40 cm’yi geçmemelidir.
Her türlü teknik serbesttir.
Yarışmaya en fazla beş karikatürle katılabilinir.
Son katılım tarihi 11 Mart 2019

Seçici Kurul:

Metin Peker, Kamil Masaracı, Muhittin Köroğlu, Zafer Temoçin, Akdağ Saydut.

KOŞULLAR

Ödüller her dalda amatör-profesyonel herkese açıktır. Cumhuriyet mensupları hiçbir dalda ödüle aday olamazlar. Adaylar gerçek ad ve adresleri ile telefon numaralarını belirtmek zorundadırlar. Ancak adaylar ad ve adreslerinin saklı tutulmasını isteyebilirler. Ödül koşullarına uymayan yapıtlar, yarışma dışında tutulacaktır. Adayların, yapıtlarıyla birlikte adlarını ve soyadlarını arkasına yazacakları iki adet fotoğraflarını, açık adreslerinin de yer aldığı katılım belgesini ve yaşam öykülerini 11 Mart 2019 Cuma günü saat 17.00’ye kadar, “Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Ödülleri” Prof. Dr. Nurettin Mazhar Öktel Sokak. No: 2 34381 Şişli / İSTANBUL adresine iadeli taahhütlü olarak postayla ulaştırmaları ya da elden teslim etmeleri gerekmektedir. Yayımlanmış yapıtların daha önce herhangi bir ödül almamış olması koşulu geçerlidir. Zarfın ya da paketin üzerine hangi dal ile ilgili olduğunun yazılması zorunludur. Ödül dallarında konu sınırlaması yoktur. Yapıtlar hiçbir şekilde iade edilmez. Ödül alan ya da herhangi bir şekilde ön elemeden geçirilen yapıtlar, genel yayın ilkelerimiz doğrultusunda gazetemizde yayımlanabilir. Ödül sonuçları gazetemizin kuruluş yıldönümü olan 7 Mayıs 2019 Salı günü açıklanacaktır.

Karikatürcüler Derneği

Karikatür Etkinliklerinde Yanınızdayım. ” Özdilek” Günleri

Antalya ,İstanbul,Ankara,İzmir, Diyarbakır,Adana,Gaziantep ,Amasya Isparta,Muğla,Balıkesir,Bursa,Kısacası ülkemizin hangi ilinde olursa olsun

Eğitim seminerleri,Tıp kongreleri,Avm açılışları yada özel günlere ait promosyon

niteliğinde …! Belediyeler kültür şenlikleri tanıtım günleri yada iş yerlerinin personeline

Motivasyon (MORAL) depolamak için o günün anısını kalıcı kılmak amacıyla portre karikatürler çiziyorum. Profesyonel destek yada bir günde yüzlerce kişinin portre karikatürünü istiyorsanız lütfen arayınız Lütfü Çakın tel/ Watsap 05347895438

Canlı performans 10 dakika içinde çizilmiştir.
Bir başka oluyor hızlı çizmek her şeyden önemlisi doğaçlama
Etkinliği düzenleyen kurumlar antetli kağıt yaptırabilirler yada logolarını yazdırıp o güne
özel olduğunu hatırlatabilirler.
Bazen büyüklerde çizdirir.(işte tebessüm anı)
Çocukları sevindirmek en güzel şey
Güzellerle etkinlik anında (HATIRAT)
Sırada uzun kuyruklar var
Bilal AKAY Arkadaşım benim çizim anını belgelemiş (İşte ben)












Baba ve kızı

Müslüm Üzülmez’in yazısı “Akıllı Makinelere hapsedilmiş bir gelecek.

Akıllı Makinelere Hapsedilmiş Bir Gelecek
Müslüm Üzülmez

Zaman zaman benzer konularda yazılmış kitapları okumaya ağırlık veriyorum. Bu, öyle planlı yaptığım bir şey değil; kendiliğinden, içimden geldiği için. Bugünlerde işveren çevrelerinin yayınlamış veya yayınlatmış olduğu dijital dünya, yapay zekâ ve bilgisayar teknolojilerindeki gelişmelere dair kitaplar okuyorum. Kitaplarda yer alan teknolojilerin teknik yanı değil ilgimi çeken, zaten anlamam; benim asıl ilgimi çeken şey, bu teknolojilerin ekonomik, politik, sosyal ve kültürel etkilerinin neler olacağı, yaratabileceği imkân ve olumsuzluklar.

Bana ulaşan yapay zekâ, bilgi ve iletişim teknolojileri kitapları ne yazık ki kitapevlerinde satılmıyor. İş çevrelerine, topluma yön veren insanlara, kurum ve kuruluşların üst düzey yöneticilerine ücretsiz, hediye babında dağıtılan cinsten. Elime ulaşan bu kitaplardan bazıları ile ilgili düşüncelerimi paylaşmayı düşünüyorum. Kai-Fu Lee’nin Yapay Zekâ Ve Yeni Dünya Düzeni/ Çin /Silikon Vadisi kitabı ile ilgili düşüncelerimi daha önce paylaşmıştım. Şimdi, Türk Henkel Dergisi Yayınları tarafından, 1996’da yayınlanan, Massachusetts Institute of Technology’deki (MIT) Media Lab’ın kurucu ve yöneticisi Nicholas Negroponte’nin DİJİTAL DÜNYA kitabına dair, tersten bir okumayla, bazı şeyler yazmak istiyorum.

Peşin söyleyeyim, kitap pembe bir tablo çiziyor ama bilişim teknolojisiyle ilgili de çok esaslı şeyler anlatıyor. Akıllı makinaların nasıl bir seyir izlediklerini, izleyeceklerini ve nereye evrileceğini güzel ve sade bir anlatımla kaleme alınmış. “Bilgi işlem artık bilgisayarlarla ilgili bir şey olmaktan çıkıyor. Yaşamla ilgili bir olgu haline geliyor”(s.12) deniliyor, 23 yıl önce. Günümüzde ise artık yaşamın rotasını belirleyen bir olguya dönüştü diyebiliriz.

Bu kitapta ve benzerinde genellikle akıllı makineler sayesinde bilgiye sınırsız ulaşımın olacağı, ulus devletlerin gevşeyeceği, sansür ve sınırların aşılacağı; önyargı ve sosyal, etnik, dinsel, kültürel farklılıkların kalkacağı söylenmektedir. Gerçek yaşamda bunun böyle olduğunu ne yazık ki göremiyoruz. Dijital dünyaya kim sahipse (şahıs, kurum, devlet) egemen olan o oluyor. Sopası ve parası olanın borusu ötüyor. Uygulamalara bakmamız yeterlidir. Dünyadaki gelişmeleri şimdilik bir yana koyup sadece Türkiye’ye bakalım: İktidar tarafından muhalif yüzlerce haber web sitesinin, TV kanalının nasıl kapatıldığı ya da erişiminin engellendiği herkesçe bilinen bir gerçektir. Yazılı ve görsel medyada ya da sosyal medyada insanların Cumhurbaşkanı’nı eleştirdiği, bazı mesaj, fotoğraf veya yazıları paylaştıkları için mimlendiklerini, yargılandıklarını, cezalar aldıklarını artık sağır sultan bile duydu. Ayrıca sosyal medyada trollerin, yazılı ve görsel medyada dilbazların geniş halk yığınlarını nasıl yanlış, yanlı bilgi bombardımanına tutarak insanları lal ve sağır ettikleri, tek adama ve tek düşünceye çalıştıkları da herkesin malumudur. İşin bir başka yanı kurumlar, kuruluşlar, devlet sürekli bilgi topluyor, toplanan bunca bilgide vatandaşın çıkarı nedir? Merak ediyorum.

Yine akıllı makinelerin merkezi bir oluşumla, yani tekleşmesiyle sosyal yaşamın renkleneceği, çeşitleneceği ve zenginleşeceği; bu durumun Orwell’in “Büyük Birader”ini yaratmayacağını, “her biri bir şeyde oldukça iyi olan ve kendi aralarında çok iyi iletişim kurabilen çok sayıda bilgisayar programının bir toplamı olacağını”(s.145) ve “özel amaçlı ve birbirleriyle iyi bağlantılı olan büyük bir grup makinenin kollektif davranışında bulunacağı”(s.146) söylenmektedir. Açıklama kuşkuları gidermiyor, net değil, olumlu (hem de çok) yanının yanında bir de madalyonun ters tarafına bakmakta yarar vardır. Örneğin ABD’nin California eyaleti federal yargıcı James Donato, Facebook’un yüz tanıma teknolojisini kullanma yöntemi nedeniyle, daha açık bir ifadeyle “kullanıcıların izni olmadan biyometrik bilgilerini topladığı” iddiasıyla toplu dava açılmasına hükmetmiş ve kararında teknolojinin arkasındaki dört aşamalı süreci de şöyle tanımlamıştır:
1) Yazılım ilk olarak yüklenen fotoğraftaki tüm yüzleri tespit etmeye çalışıyor.
2) Yüzleri standartlaştırıp, ölçü ve yöne göre sıralıyor.
3) Facebook daha sonra her bir yüz için bir fotoğraftaki yüzün matematiksel temsili olan bir “yüz imzası” yaratıyor.
4) Yüz imzaları daha sonra saklanan yüz şablonları veritabanında benzer olanları bulmak için kullanılıyor. (17 Nisan 2018- www.bbc.com/turkce/haberler)

Demek ki, “her teknolojinin ve bilimin her armağanın bir de karanlık bir yüzü vardır.”(s.207)

İş çevrelerince yayımlanan yapay zekâ, bilgi ve iletişim teknolojileri içerikli kitaplarda genellikle gelecekte üretimin, hizmetin, ticaretin artacağı ve yeryüzündeki toplumların zenginleşeceği yazılmaktadır. Üretim ve zenginliğin artışı doğru bir saptama, ama zenginliğin dağılımı hiç te doğru değil, çok kötü ve adaletsiz. Yoksulluk bazı coğrafyaları mesken tutmuş, yaratılan zenginliklerden en büyük pay hep bir avuç zengine gidiyor. Nedense bu konulara hiç değinilmiyor, “güçsüzleşen yurttaş” olgusu görmezlikten geliniyor. Yoksulluğa karşı çalışmalarıyla bilinen yardım kuruluşu Oxfam, Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu öncesinde yayınladığı yıllık raporunda, dünyanın en zengin 26 milyarderinin, dünya nüfusunun en yoksul yüzde 50’sini oluşturan 3,8 milyar insanın toplam varlığına eşit servete sahip olduğunu açıkladı. (21 Ocak 2019- bbc/turkce) Böyle bir dünya olur mu? Böylesi bir dünya batmaya yüz tutmuş utanılacak bir dünyadır.

Uzatmayayım; her yeni kuşak bir öncekinden bir miktar daha fazla dijital olacak. Orwell’in “Büyük Birader” olayı ve gelir dağılımındaki adaletsizlikten daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. “Dünya çapında sessiz bir devrim yol almaktadır.” Şansımız hiç yok. Para, sayı ve zamanla aklını bozmuş bir dünyada yaşıyor olmamız nedeniyle hayatın her alanında çevremizi akıllı makineler kuşatmış durumda; bilgisayarlar, cep telefonları, uydular, kameralar “her şey her yerde” görev başında. Hiç zahmet etmeye gerek yok, gelecekte akıllı makineler bizim hangi yemekleri yiyeceğimize, hastalıklarımızın teşhisine, sosyal ilişkilerimize, nelerden hoşlandığımıza, hangi müziği dinleyeceğimize, hangi filmleri izleyeceğimize, zaman dilimini belirleyip kendisi hangi kitabı sesli okuyacağına, nereye tatile gideceğimize karar verecek; bizim yerimize telefon konuşmalarını yapacak veya mesajlar yazacak. Kısacası yapmamız gerekenleri bizim yerimize akıllı makineler yapacak, hem de leb demeden leblebi dercesine… “Büyük Birader” de ne yaptığımızı adım adım izleyecek. Dahası, gelecekte insanlar “kendilerini mutlu hissedebilecekleri kuşkulu olsa da,” dokunmadan seks yapacak, “hayatlarının aşkını” tasarlayabilecektir. Chicago’daki Northwestern Üniversitesi’nden jinekoloji profesörü doktor Laura Berman bu konuda çok net konuşmaktadır: “Önümüzdeki 10 yılda robotlarla cinsel ilişki yaşayıp bebekleri tanımadığımız kişilerle laboratuvar ortamında üretecek, haz noktalarımızı değiştireceğiz.” (1 Mayıs 2015 -Cumhuriyet Gazetesi)

Velhasıl kelam akıllı makinelere hapsedilmiş bir gelecek bizi bekliyor. Üzerinde çok düşünmemiz gereken ciddi sorunlarla karşı karşıyayız: Birincisi, arzu ettiğimiz dünya, böylesi bir dünya mı? İkincisi, böylesi dünyada insanlar ne yapacak? Düşünelim.