23 Nisan Mutlu Çocuk Festivali Isparta’da düzenlendi.

Isparta Belediye Başkanı Sayın Yusuf Ziya Günaydının daveti üzerine 21-22-23 Nisan 2018 tarihleri arasında Mutlu Çocuklar Festivaline katıldık. Isparta Merkezde bulunan “GÖKKUBBE” etkinlik salonunda

çocuklar ebeveynleriyle birlikte adeta bayram sevincini coşkuyla heyecanla yaşadılar.

Karikatüristler Lütfü Çakın Bilal Akay ve Ozan Çavdar üç gün boyunca nefes almayacak

kadar yoğun bir şekilde çalışarak çocuklara o günün anısı olarak karikatürlerini çizdiler.

Karikatür standının önünde uzun kuyruklar oluşturarak  saatlerce sabırla  o anın gelmesini beklediler.Karikatürleri çizilen çocukların yüzündeki mutluluk ifadeleri

görülmeye değerdi. Teşekkürler sayın başkanımıza böylesine güzel bir etkinliği düzenleyerek çocukları mutlu ettiler.

üç günde yaklaşık olarak 300 çocuk karikatürü çizmiş olduk.

heyecan içindeler

Muhteşem bir ilgi var

karikatür sırası için bekleyenler

Katılım belgemizi aldık

Ispartalı Arkadaşımız Rıfat Küçükşahin standımızı ziyaret etti.

Müslüm Üzülmezin yazısı “Bir tatlı yanılgı.;GÖRÜNÜYORUM O HALDE VARIM

Müslüm Üzülmez

Müslüm Üzülmez

köşe yazarıE-posta: tigrishaber@windowslive.com

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Tatlı Yanılgı: “Görünüyorum O Halde Varım”

A+A-

“Var olma” halleri ile ilgili kitaplar ilgimi çekiyor. Bir süre önce teolog ve işletme uzmanı Philip Roscoe’nin kaleme aldığı “Harcıyorum Öyleyse Varım” kitabını okumuş ve kitap ile ilgili kaleme aldığım yazımda bir şiirimle birlikte “var olma” hali ile ilgili düşüncemi paylaşmıştım.(x) Tayfun Atay’ın Can Yayınları arasında yayımlanan “Görünüyorum O Halde Varım/ ‘Meşhuriyet Çağı’nda Kültür ve İnsan” kitabına dair basında tanıtımlar çıkınca dikkatimi çekti, temin edip okumaya başladım. Sizlerin de okumanızı öneririm, önemli bir çalışma.

Her şey çok hızlı gelişiyor, içe kapalı geleneksel yaşam biçimleri hayal oldu. 1960’lara kadar Türkiye’de nüfusunun yaklaşık %30’u kasaba ve kentlerde, geriye kalan %70 köylerde yaşardı. Günümüzde ise bunun tam tersi bir durum söz konusu, nüfusun %80 kasaba ve kentlerde, %20 ise köylerde yaşamakta ve toplam nüfusun %50’si de onbir büyük şehirde yığılmış bulunmaktadır. Kasaba ve kentlere gelenler kentlere geldikleri zaman sadece kendilerini değil, kendi yaşam biçimlerini de kentlere taşıdı. Bu insanlar şimdi köylü değil, ama kentli de değiller. Ayrıca köylerde yaşayanlar, köylerden kentlere göç edenler ve kentlerin kenarlarına yığılmış gelir düzey düşük insanlarda genelde nüfus artış oranı yüksek, kentlerde yaşayıp da maddi durumu veya eğitim durumu iyi olan kesimlerde ise nüfus artış oranı düşük. Bu oransızlıklar pek çok şeyi fazlasıyla etkiledi. Dahası, göç dalgasına paralel, aynı dönemlerde bir başka önemli gelişme daha yaşandı; teknoloji ve iletişim sektöründe muazzam bir gelişme oldu: Özel televizyonlar 1990’ların başında yayına girdi ve dijital cihazların kullanımıyla da kullanıcılara zaman ve mesafe ötesi ilişkileri kurma ve bu ilişkileri sürdürme imkânı sağladı; sesle birlikte “anında görüntü” dönemi başladı. Sonrasında toplumsal hayatımız televizyona, bilgisayara, mobil telefonlara yani dijital cihazlara ve medyaya endeksli ve bağımlı hale geldi. “Dünya, adeta ekrana sıkıştı.”, “Her yer ekran oldu.” Evde, işyerinde, toplantıda, camide, yolda, arabada, kısacası her yerde ve herkesin elinde ya da cebinde olan dijital cihazlar sesin yanında harfleri ve “görüntü”yü taşımaya başladı. Mobil/cep telefonu olmasa olmazlarımızdan oldu. Kısa bir zamanda hem de çok hızlı bir şekilde insanlar çok şeyi birden yaşar oldu. Ama bunlara biraz hazırlıksız yakalandık: “Türkiye bu sürece, kitle kültürünün iktisadi altyapısını oluşturan ‘endüstriyel’ hayatın içerisinden değil, bir toplumsal ve ekonomik yaşam biçimi olan ‘köylülükten’ geçiş yaptı”. Doğal olarak tüm bu gelişmeler Türkiye’nin ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve demografik yapısında çok önemli değişimlere neden oldu.

Şimdi dinamik çok genç ve çoğunluğu kentlerde yaşayan bir nüfusa sahibiz. Hangi sınıftan, hangi cinsten, hangi etnik veya inanç grubundan olursa olsun yeni nesil ekranlarda ve vitrinlerde gördüklerini istiyor; kolay yoldan para kazanıp köşeyi dönmenin ya da şöhret şerbetini içip “vitrinde” olmanın yollarını arıyor. Böyle olunca da, Tayfun Atay’ın deyişiyle; “Artık ‘düşünmek’ten çok ‘seyretmek’; ‘bilmek’ten çok ‘görünmek’; kafaya değil göze hitap etmek; meslek sahibi olmaktan çok şöhret sahibi olmak; çalışmaktan çok kolay para kazanmak; ‘emek’ten çok ‘eğlenmek’, toplumsal tercih olarak rağbet görmeye başla”dı. (s.20)

“Kültürel olarak ‘kentli’leşmeden kentleşmiş, ekonomik değilse de ‘kültürel’ kategori olarak köylülüğü, özelliklede cemaatçiliği aşamamış bir toplumun, küresel tüketim kapitalizminin kalbini oluşturan “MESH” (media+entertainment+Show/medya+eğlence+şov) endüstrisinin anaforuna kapılmasıyla ortaya çıkan, kültürel olduğu kadar politik-ideolojik karşılıkları da 2000’ler Türkiye’sine damgasını vuran ve hepimizin parçası olduğu bir tablo bu.” (s.21)

Tabloya daha yakından bakmak ve süreci iyi anlamak için, “Görünüyorum O Halde Varım” kitabı bu açıdan önemli bir kaynak. Tayfun Atay bir antropolog olarak kitle kültürünün sonuçlarına dair çıkarımlar yapıp bir ‘üretim etkinliği’ olan “görünür” olma olgusunun hangi şekillerde zuhur ettiğini, nedenlerini, nasıl geliştiğini eleştirel bir bakışla anlatıyor.

Kitabın girişinde kaleme aldığı “Söz Başı: ‘Büyüyünce Meşhur Olucam!’” başlıklı yazısında konuyla ilgili isabetli tespitleri var:

“19. ve 20. yüzyıllarda iki Meşrutiyet, bir de Cumhuriyet atılımıyla yol almış Türkiye, 21. yüzyılı Batı’dan esen rüzgârların etkisinde ‘meşhuriyet” atılımıyla karşıladı!..

Yaşayan herkesin ömründe bir kez, ‘anlık’ da olsa meşhur olabildiği, Andy Warhol’un, ‘Bir gün her kes 15 dakikalığına meşhur olacak’ öngörüsünün adeta gerçekleştiği günlerin içindeyiz.

Birilerince gözetlenmenin Geore Orwell’in 1984 romanından aşina olduğumuz şekilde tutsaklık değil ‘varoluş’, daha da öte şöhretin imkânı sayıldığı zamandayız.

Sade ‘yeniyetmeler’ değil, yetişkinler de aynı ‘virüs’ün etkisinde.

İster psikolog ister ilahiyatçı, ister sosyolog ister deprem uzmanı, ister tıp doktoru ister avukat olsun, meşhur olamıyorsanız bir eksiklik hissetmeniz kaçınılmaz gibi.

Meslek sahibi olmak, mesleğinde başarılı olmak yetmiyor, ille ‘meşhur’ olmak lazım!

Meşhur olmanın yolu da gözler önünde olmaktan, yani ‘görünmek’ten, dolaysıyla (televizyonu, Facebook’u, Instagram’ıyla) ‘ekran’lardan geçiyor.” (s.16)

***

“Meşhur olma isteği elbet her devirde mevcuttu. Ama böylesi bir kitlesel arzuya dönüşmüş olması, zamanımıza özgü.

Kimsenin kimseyi umursamadığı, herkesin herkesten ürktüğü bir ‘kalabalık yalnızlıklar’ dünyasında var olmanın ve var ‘sayılma’nın yolunun artık çok daha fazla ‘görünmek ve tanınmak’tan geçtiği sanısında insanlık. Bu, kaçınılmaz şekilde ‘meşhurluk hevesi’ni kamçılıyor.

Ama işte, bu sadece bir sanı…

Belki giderek ‘sanallaşan’ dünyada bu da yeterli yaşamak için diyebilirsiniz.

Peki ya ‘gerçekler’? ” (s.17)

***

“Gerçeklere fazla takılıp kalma, yorma kafanı” diyenler çok olsa da Tayfun Atay gibi medyanın görmek istemediğini gören, araştıran, bilmenin tadı damağında kalan bilime sevdalı insanlarımız “kafa yormadan duramamanın telaşlı mutluluğuyla” gerçekleri hep yazmaya çalışacak; “gerçekler”, gerçek kalem erbaplarının incelikli hünerleri ve güzel anlatımlarıyla aydınlanacaktır.

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!..

Kaynak: Bir Tatlı Yanılgı: “Görünüyorum O Halde Varım” – Müslüm Üzülmez

Karikatürcüler Derneğinin 42. Olağan Genel Kurul toplantısı İstanbul’da yapıldı.

 

Karikatürcüler Derneği Olağan Genel Kurul Toplantısı

Karikatürcüler Derneği’nin 42. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi

Karikatürcüler Derneğinin 42. Olağan Genel Kurulu 14 Nisan 2018 Cumartesi günü saat: 13:30‘da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Konferans Salonu’nda (Türkocağı Caddesi No. 1, Cağaloğlu / İSTANBUL) seçimli olarak toplanmıştır. 42. Olağan Genel Kurul Divan Başkanlığına Akdağ SAYDUT, Divan Başkan Yardımcılıklarına ise Haydar AKTÜRK, Hüsnü BERKALP, Haydar AKTÜRK ve Kürşat COŞKUN 41. Olağan Genel Kurul üyelerince oy çoğunluğuyla seçilmişlerdir.

Çalışma Raporu Burak ERGİN, Mali Rapor Mahmut AKGÜN, Denetleme Kurulu Raporu Refik TİNİŞ tarafından okunup üyelere bilgi verildikten sonra, her üç rapor da Genel Kurula katılan Karikatürcüler Derneği üyeleri tarafından açık oylama sonucunda oy çokluğu ile aklanmıştır.

Tahmini Bütçe ise Mahmut AKGÜN tarafından üyelere sunulmuştur.

Eleştiriler Bölümünde ise Raşit YAKALI, Semih BALCI, Devrim DEMİRAL, Muhittin KÖROĞLU, Tan ORAL, Kamil YAVUZ, Muhammed TUNÇSAN, Ayten KÖSE, Hasan EFE, Semih BALCI ve Ruhi İDACITÜRK konuşmacı olarak yer almışlardır. Eleştirilere bir önceki Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin PEKER cevap verdikten sonra Genel Kurula 45 dakika ara verilmiştir.

Genel Kurul Divan Başkanı Akdağ SAYDUT tarafından üyelere yapılan çağrı doğrultusunda dernek yönetimine aday olmak isteyenler Divan Kuruluna başvurmuşlardır.

Yapılan gizli oylama ve açık tasnif sonucunda; Yönetim Kurulu Asil Üyeliklerine Metin PEKER, Mahmut AKGÜN, Burak ERGİN, Nuhsal IŞIN, İbrahim TUNCAY, Yönetim Kurulu Yedek Üyeliklerine, İlker EKİCİ, Turan ASAN, Hasan GÜMÜŞ, Kerem YÜCE, Ekin ÖZESKİCİ, Denetleme Kurulu Asil Üyeliklerine; Refik TİNİŞ, Emin ÇİZMECİ, Salih KÜÇÜK, Denetleme Kurulu Yedek Üyeliklerine; Fahri Eyican, Ahmet TOPRAKOĞLU, Hüsnü BERKALP, Disiplin Kurulu Asil Üyeliklerine; Erdoğan BAŞOL, Özcan ÇALIŞKAN, Cem KOÇ, Disiplin Kurulu Yedek Üyeliklerine; Hamza AKIN, Vehbi ALTUNÇUL, Hakan EKEN seçilmişlerdir.

Karikatürcüler Derneği 42.Genel Kurulundan sonra 1969 yılından bugüne kadar süregelen geleneksel akşam yemeğinde üyelerimiz bir araya gelmişlerdir.

Karikatürcüler Derneği 42. Dönem Yönetimi olarak Genel Kurula katılan ve mazeret bildirerek katılamayan tüm değerli dostlarımıza teşekkür etmeyi görev biliyor, önümüzdeki süreçte çeşitli etkinliklerde birlikte olmayı diliyoruz.

Dernek üyelerimiz 2018

Katılımcı sayısı oldukça iyiydi.

Şevket Yalaz

Lütfü Çakın İsmet Efe İsa Efe

Karikatürcüler Derneği
Başkanı Metin Peker

Mümin Durmaz
Engin Selçuk

Nuhsal Işın Mehmet Duru
Lütfü Çakın İsmet Efe İsa Efe

Maltepe Belediye Başkanı
Ali Kılıç İsmet Efe

İsmet Efe Öznur Kalender

Cem Koç Ercan Baysal

Mehmet Duru

Adnan Taç Kürşat Coşkun

Engin Selçuk Kürşat Zaman

Katılımcılar

Genel kurul sonrası hatırat

Çizerler bir arada

Raşit Yakalı

Farklı illerden gelen çizerler

Çizerler bir arada

Trabzon temsilciliği

İzmir’den gelen çizerler

İzmirli çizerler

Serdar Gıcıklar

Kamil Yavuz

Kamil Yavuz Lütfü Çakın

Muhittin Köroğlu
Lütfü Çakın

Lütfü Çakın
M.Saim Bilge

İbrahim Atabey Metin Peker

İstanbul Hatırat

Hediyeniz karikatür olsun

Hediyeleriniz karikatür olsun profesyonel çizim renklendirme portre karikatür istiyorsanız doğru adres seçmeniz sizin elinizde işte çalışmalarımdan bazı örnekler iletişim için

lütfen arayınız tel 05347895438 Karikatürist Lütfü Çakın

Canlı çizim

 

Aqua Fantasy
2017 sezon

Baba ve kızı

Turist ve ben
Hatırat

üçü bir arada

tatil keyfi

Canlı performans özdilek

Karikatür keyif işidir.

Balayı keyfi ve karikatür

Özel sipariş
Selda Bağcan
11.04 .2018 tarihinde çizildi.

En güzel hediye “KARİKATÜR”

Sanatta pazarlık olmaz. Değerli sanatseverler bazen sipariş vermek isteyen sizler telefonla yada watsapla iletişime geçip karikatür çizimleri hakkında bilgi almak için fiyatlandırma konusunda sorularınızı yöneltiyorsunuz ve karikatür fiyatını söyledikten sonra şu fiyata olur mu .? diyerek pazarlık yapıyorsunuz. Karikatürde pazarlık olmaz.

pazarlık olursa zaten o güzel olmaz düşünün bir kere gros markete gidip manav reyonundan bir kilo domates alıyorsunuz kasaya geldiğinizde kasiyerle pazarlık yapa bilirmisiniz ? . Ben yapamam .Lütfen daha duyarlı olalım. Karikatürist bir sanatçıdır fiyatınıda kendisi belirler bakar incelersiniz karikatürler size sempatik geliyorsa sizi

gerçekten etkiliyorsa siparişinizi verin .Çünkü bizler duygularımızla zekamızla bir şeyler

üretiyoruz . Karşılıklı güven olursa yapılan iş mükemmel olur saygılarımla işte bazı çalışmalarımdan örnekler ve tel no 0 534 7895438 bilgi için lütfen arayınız……

Fotoğraftan bakarak

canlı performans

Amy Winehouse

Canlı performans

tatil keyfi

Charlie Chaplin

Siyah Beyaz örnek

Düğün Davetiyesi

Canlı performans

Seyit Saatçi

Castro

Picasso

Canlı Performans çalışmam

Türkan Şoray

Snoop Doggs

Mr Bean

Simona Halep

Neyzen Tevfik

özel bir çalışma canlı performans

trump

Bütün çocuklar güzeldir.

Aşkın Ayrancıoğlu “KARİKATÜR ALBÜMÜ” yayınlandı.

Sinop Boyabatlı Dünyaca ünlü Karikatür sanatçısı resim öğretmeni Aşkın Ayrancıoğlu karikatür (albümü) kitabı yayınlandı .
Karikatür camiası olarak ülkemizi bir çok ülkede temsil eden değerli dostum AŞKIN AYRANCIOĞLU’nu kutlar başarılar dileriz.

Albüm

Albüm

“AYRANCIOĞLU KARİKATÜRLERİ” KİTABI ÇIKTI
Boyabatlı karikatür sanatçıları Aşkın Ayrancıoğlu ve Behiç Yalçın Ayrancıoğlu ile genç çizerler Dağlar Umut Ayrancıoğlu ve Didar Aşkın Ayrancıoğlu’nun eserlerinden oluşan “Ayrancıoğlu Karikatürleri” Kitabı Maltepe Belediyesi tarafından yayımlandı.
2-10 Mart 2018 tarihleri arasında Maltepe Belediyesi, Türkan Saylan Kültür Merkezinde karikatür sergisi açan çizerlerin eserlerinden oluşan ve kuşe kağıda renkli olarak basılan kitap 64 sayfadan oluşuyor.
“Ayrancıoğlu Karikatürleri” kitabının önsözünü Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç yazarken, arka kapakta da usta karikatürist Tan Oral’ın yazısı bulunuyor.
Toplam 1000 adet basılan “Ayrancıoğlu Karikatürleri “ kitabı sergilerde ve çeşitli etkinliklerde sanatseverlere ücretsiz olarak sunulacak…

Albüm

Albüm

Karikatür Albümü

Karikatür

Dünyaca ünlü karikatürist “AŞKIN AYRANCIOĞLU “sergisi İstanbul’da açıldı

AYRANCIOĞLU KARİKATÜRLERİ İSTANBUL’DA SERGİLENİYOR
Boyabatlı karikatür sanatçıları Aşkın Ayrancıoğlu ve Behiç Yalçın Ayrancıoğlu ile genç çizerler Dağlar Umut Ayrancıoğlu ve Didar Aşkın Ayrancıoğlu’nun eserlerinden oluşan Karikatür Sergisi 2 Mart 2018 Cuma günü Maltepe Belediyesi, Türkan Saylan Kültür Merkezinde açıldı.
Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın da ziyaret ettiği ve geniş bir katılımın olduğu serginin açılışında Maltepe Belediye Başkan Yardımcıları Haydar Battal, Canan Döner, Gültekin   Karataş, Melih Morsünbül, Basın Müdürü Bülent Ergün, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Zeynep Hayman, İştirakler Müdürlüğü Şefi Cengiz Düzgün, Prof Türkan Saylan Kültür Sanat Koordinatörü Ayşe Sipahioğlu, Kültür Sanat Koordinatörlüğü Asistanları Cihan Hamzaoğulları, Orhan Şahin, Nermin Kılıçdaroğlu, Bağlıca Köyü Derneği Başkanı Kamber Battaloğlu, Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker, Karikatür Sanatçıları Kamil Yavuz, Hasan Seçkin, Vahit Akça, Hüseyin Aslan, Semih Balcı, yazar Tülay Tuncaboylu, şairler Gülcan Işık, Niyazi Yaşar, Dilruba Nuray Erenler ile pek çok konuk hazır bulundu…

10 Mart 2018 tarihi akşamına kadar izlenebilecek olan sergide çizerlerin 80 civarında karikatürü yer alıyor.

2 Mart 10 Mart

Aşkın Ayrancıoğlu

Sergiden

Usta çizer
Öğretmendir aynı zamanda

Sinoplu sanatçı
hepimizin gururudur.

Müthiş olağan üstü
İstanbul ne şanslı

Ziyaretçilerin yoğun ilgisi muhteşemdi.

Sergiden

“Çiçekler özgürlük ortamında nefeslerinin kokusunu yayar ” Müslüm Üzülmez

“Çiçekler Özgürlük Ortamında Nefeslerinin Kokusunu Yayar”
Müslüm Üzülmez

Bu sıralar Halil Cibran’ın kitaplarını okuyorum. Gündemin sıkıcılığından mı, yazıların mistik ve romantik havasından ya da edebi dozajının yüksek oluşundan mıdır ne hikmettir anlayamadığım şekilde kitaplarına sarılmış durumdayım.
İyi ki okumaya başlamışım. Bugünün boğucu siyasi atmosferinin dışına çıkmak isteyenlere, “sevginin harman yerine adım” atıp “sevginin vecdini duymak” arzusu taşıyanlara Cibran’ın yazılarının ilaç gibi geleceğinden kuşkunuz olmasın. İnsan okudukça okumanın hazzına varıyor. Sanki sözcük avcısı, sözcüklere derin anlamlar yükleyerek yazıyor; yanık ve içten bir seslenişi var. Dostoyevski gibi insan ruhunun derinliklerinde kopan fırtınaları anlatıyor. İsyan etmeden ama, bir ermiş gibi tevekküle acı ve sevincin diyalektiğini sunuyor. Hayatın kardeşleri aşk, güzellik, sevgi, haz, sevinç, ayrılık, özlem, yalnızlık, özgürlük, kötülük, tutsaklık, ölüm en çok işlediği konular. Şiir ve yazılarındaki sözcükler kafes kapısı açıldığında birer kuş misali kanat çırpıp yerlerini alıyor, ne bir eksik ne bir fazla. Harfleri sayfalara kendi çizimleriyle birlikte oya gibi işliyor. İçine kapanık biri olarak mürekkeple değil, yüreğinin kanıyla yazıyor; her dizesi, her cümlesi birer özdeyiş/ aforizma.
Halil Cibran’ın yaşamı “coğrafya kaderdir” deyişini doğrularcasına Ortadoğu coğrafyasında yaşayan insanların yaşamlarından çok farklı değil, aynı kaderi paylaşıyor. Yoksulluk, hırsızlık, savaş, göç, acı, gözyaşı, aşk, ayrılık, mekânsızlık, ölüm hayatının birer parçası. Olumsuzluklara rağmen umudunu yitirmez; gökyüzüne bakıp güneşi yüreğine doldurmaya çalışır, zâhidce dağlara tırmanır çiçeklerin kokusunu ciğerlerine çeker, fırtınaların sesini dinler denizin maviliğinde düşlere dalar. Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruh haliyle bir ermiş gibi yaşamı sorgular. “Cehaletimin sebebini bilseydim, âlim olurdum” der ve ardından; “biliyorum ki kuş tüyünde uyuyanların düşleri toprak üstünde uyuyanlardan daha güzel değil” diye ekler. Kendi iç dünyasında aşkının yağında kavrulurken terazinin hep doğru tartmasını ve adaleti düşler. Yargısına göre; “Kaynağı adalet olan bir dünya, kaynağı merhamet olan bir dünyadan daha büyüktür.” Ayrıca; “Rüyasında mağduriyetiyle savaşan, uyanıkken kusurlu olana boyun eğen” uluslara da sitem eder.

Halil Cibran kimdir?
Cibran, 1883’te Kuzey Lübnan’ın Bişerri semtinde Hıristiyan Maruni mezhebine bağlı bir ailede doğdu. Ailesinin yoksulluğu nedeniyle resmi bir eğitim alamadı. Köy papazından Süryanice ve Arapça dillerinin yanı sıra dinin temel esasları ve İncil dersleri aldı. Sekiz yaşındayken, babası vergi kaçırmakla suçlanıp hapse atıldı ve Osmanlı yetkilileri Cibranlar’ın mülkiyetine el koyup onları evsiz bıraktı. 1895’te annesi ve kardeşleriyle Amerika’ya göçerek Boston’a yerleşti. Burada göçmen çocuklarına ayrılmış bir sınıfta okula başladı. Kara kalemle yaptığı çizim ve resimler öğretmenlerinin dikkatini çeker ve sonrasında yetenekli bazı güzel bayanların desteğiyle erken yaşta sanat çevreleriyle tanıştı. Sonrasında eğitimini tamamlamak ve Arapça öğrenmek için 1898’de Lübnan/Beyrut’a gitti. 1902’de de tekrar Amerika’ya döndü. Amerika’da birçok aşk serüvenleri yaşadı, âşık olduğu kadınlar evlenme tekliflerini kabul etmedi, ama sanat çalışmalarına desteklerini sürdürdüler. 1923 yılında Mısır’da yaşayan Arap yazarı Mey Ziyade ile mektup yoluyla ilişki kurdu ve yaşamının sonuna kadar Mey Ziyade ile mektuplaşmayı sürdürdü. Halil Cibran ve Mey Ziyade birbirilerine karşı derin bir aşk beslemelerine ve bir araya gelme imkânına sahip olmalarına rağmen ne birbirilerinin sesini duydu ve ne de bir kez olsun bir araya geldi. Mektuplar soylu sevdalarını taşıdı. Aşkın çok özel bir halini yürekten yaşadı. 1931’de kırk sekiz yaşındayken Amerika’da siroz ve tüberkülozdan öldü. 1932’de Cibran’ın naaşı doğum yeri Bişerri’ye gönderildi ve küçük bir kilisenin bahçesine defnedildi. Ömrü boyunca yaşadığı sürgünlük yetmezmiş gibi mezarından kemikleri çalındı, bugün kemiklerinin nerede sürgün hayatına devam ettiği bilinmemektedir. Hırsızlar lahiti çalmasınlar diye, şimdi mermer lahit yere zincirlenmiş bir vaziyette tutulmaktadır.
Halil Cibran dünyaca tanınan bir yazar, şair, ressam ve filozoftur. Ermiş, Bir Gözyaşı Bir Tebessüm, Asi Ruhlar, Kırık Kanatlar, Kum ve Köpük, Rüzgâr Gülü, Deli, Dünya Tanrıları, İnsanoğlu İsa, Gezgin gibi birçok esere imza atmıştır.

Okuduğum kitaplarında bazı yazıları çok etkileyici, hayatın çilesinden süzülen billurlaşmış damlalar gibi berrak ve güzeldi. İki kitabından alıntıları okuyunca bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm kitabında ki “Bir Ozan’ın Sesi”nde bakın nasıl seslenir:
“Seni seviyorum; çünkü güçlü zalim karşısında çaresiz, açgözlü zenginlerin karşısında yoksulsun. Bu nedenlerden gözyaşları akıttım ve seni rahatlattım ve gözyaşlarımın ötesinden adaletin kollarında sarmalandığını, gülümserken, sana acı çektirenleri affettiğini görüyorum. Sen benim kardeşimsin ve seni seviyorum.
Sen benim kardeşimsin ama neden benimle çekişip, kavga ediyorsun? Neden ülkemi işgal ediyor, şan şöhret ve iktidar peşinde koşanları mutlu etme adına bana boyun eğdiriyorsun?
Neden çoluğunu çocuğunu arkada bırakıp, ta uzak ülkelere doğru, senin kanınla şöhret satın alan ve ananın gözyaşlarıyla büyük ün kazananların adına ölümün peşinden koşuyorsun.
Kardeş kanı dökmek bir insan için şeref midir? Eğer bunu şeref diye kabul ediyorsan, hadi bunu bir tapınma davranışı haline sok ve kardeşi Habil’i katleden Kabil adına bir tapınak inşa et hemen.
Ruh kara cahilliğin karşısına dikilen bilginin gücüne ve adalete güvenir; cehalet ve zulmü korumaya ve güçlendirmeye yarayan kılıçları tedarik eden otoriteyi reddeder. O Babil’i yok eden, Kudüs’ü temellerinden sarsan ve Roma’yı harabeye çeviren otorite. İşte budur halkın gözünde suçluları heybetli yapan; yazarların onlar adına saygı duymalarını sağlayan; tarihçilerin onların bu insanlık dışı davranışlarını adeta tapınırcasına anlatmalarına neden olan.” (Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm, Maviçatı Yayınları, 2017İstanbul, s.112-114.)

Aforizmalar kitabında ise tarihi yolculuğa çıkan yolcuya nasihat edercesine seslenir:
“Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de. Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.”
“Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai, seyyal.”
“Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları, yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları, tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları, yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları, yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları, yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin. Aldırma, yürü. Göğsüne yüreğinden başka muska takma.” (Aforizmalar, Maviçatı Yay., 2017, İstanbul, s.199-201.)
***
Halil Cibran böyle sesleniyor. Bu sese kulak vermeliyiz, çünkü arzu hayatın, kayıtsızlık ölümün belirtisidir.

Isparta Belediyesi “Kitap”konulu karikatür yarışması sonuçlandı.

Isparta Belediyesi 1. Ulusal “KİTAP” konulu karikatür yarışması sonuçlandı .Gökkubbe fuar ve kongre merkezinde
ödül töreni yapılarak 2. Isparta kitap fuarının açılış töreninde karikatürcülere ödülleri verildi.
Yarışmada 1. Aladdin Çevikbaş 2. Emrah Arıkan 3. Üçüncülüğü İsmail Kar kazandı.
Mansiyon ödüllerini Lütfü Çakın Oğuz Gürel ve Rıfat küçükşahin kazandılar.

1. ödülü
Aladdin Çevikbaş

2. Ödülü
Emrah Arıkan

3. Ödülü
İsmail Kar

1. Mansiyon
Lütfü Çakın

2. Mansiyon
Oğuz Gürel

3. Mansiyon
Rıfat Küçükşahin

Aladdin Çevikbaş
Lütfü Çakın

Rıfat Küçükşahin Aladdin Çevikbaş Lütfü Çakın

Hediyeniz “KARİKATÜR” olsun

Hediyeniz karikatür olsun . Sevgilinize eşinize yakınlarınıza arkadaşlarınıza iş arkadaşlarınıza farklı
komik abartılı yıllarca evinizi süsleyen bir karikatür çizdirmek isterseniz lütfen arayınız.
Konu ile ilgili detaylı bilgi için karikatüristle görüşebilirsiniz iletişim için
Lütfü Çakın 0534 789 54 38 – e-posta lutfucakin6@gmail.com lcakin@mynet.com örnek karikatürler

özel sipariş

canlı çizim

Etkinlikten -Antalya

Dünyaca ünlü yazarımız
Ahmet Arif

Stant ve bendeniz

2009 YILINDA ÇİZDİĞİM
BİR KARİKATÜR

DİJİTAL ÇALIŞMAM

Çok eski bir çizimim

canlı çizim

gülmek güzeldir

mimikler çok önemli

canlı performans

Güler yüzünüz her zaman gülsün

hep mutlu kalın

çocuk

2009 yılı

flüt sanatçısı

Efsane

siyah beyazda oluyor

simona halep

Neyzen Tevfik

Snoop dogg

Canlı çizim

picasso

2009 yılında canlı çizim
9 yıl geçmiş arada vay beee

Murat Saraç

Filipinler’de iki Türk karikatürcünün eserleri sergiye girdi.

Filipinlerin Cebu şehrinde 17-18 Mart’ta düzenlenmiş olan uluslararası karikatür serginin konuları “Barış”, “Adalet”, “Çevre”, “Özgürlük” ve “Kültür”. En iyi karikatürcüler arasından iki “TÜRK” Sanatçı seçilidi. Aşkın Ayrancıoğlu Sinop Lütfü Çakın Kuşadası teşekkür belgesi sanatçılara gönderilecektir . (First Cebu Lampoon Cartoon Festival Cebu, Philippines).
İşte “FİLİPİNLER” ‘de açılacak olan sergiye girenlerin isim listesi

Sergi listesi

Birol Çün 40 Yılın Hatırına “KARİKATÜR” sergisi açtı.

Kırk yıllık karikatür sanatçısı Birol Çün Kırkıncı yılın onuruna karikatür sergisini açıyor.
İzmir Alsancak Kıbrıs Şehitleri caddesinde bulunan Neşe ve Karikatür Müzesinde açılacak sergide
Sanatçının seçtiği yazısız karikatürlerden oluşuyor.Sergi tarihi 20 Şubat -17 Mart tarihleri arasında
sanatseverlerle buluşacak.Salı günü bütün karikatürcü dostlarımızı bekliyoruz.

Sergi Afişi

7. Uluslararası “ZEYTİN” Konulu karikatür yarışması başladı.

GİRNE BELEDİYESİ
KIBRIS TÜRK KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ

Zeytin konulu karikatür yarışması

17. ZEYTİN FESTİVALİ
7. ULUSLARARASI “ZEYTİN” KARİKATÜRLERİ YARIŞMASI 2018
KATILIM KOŞULLARI
(GİRNE – KIBRIS)
1 – Bu yarışma – din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın – amatör veya profesyonel tüm Dünya karikatürcülerine veya karikatür çizebilen herkese açıktır.
2 – Konular:
Zeytin, Zeytin ve Zaman, Zeytin ve Tarih, Zeytin ve Mitoloji, Zeytin ve Teknoloji, Zeytin ve Kıbrıs, Zeytin ve Hayat, Zeytin ve Barış, Zeytin ve Savaş, Zeytin ve Sağlık, Zeytin ve Kadın, Zeytin ve Adam, Zeytin ve Çocuk, Zeytin Ağaçlarının Kesilmesine Karşı Karikatürler, Zeytin Yağı, Zeytin Dalı, Zeytin Ağacı, Zeytin’in Yararları, Zeytin ve Yağ Değirmenleri vd.

3 – Yarışmaya gönderilecek eserler karikatür tarzında olmalıdır. Resim veya illüstrasyon tarzında olan eserler kabul edilmez. Karikatürler yazısız olmalıdır.

4 – Yarışmaya gönderilecek eserler orijinal olacaktır. Ölçü: A4 veya A3. Siyah-beyaz veya renkli. Her katılımcı isim, soy isim, adres, telefon, e-posta adresini karikatürün arkasına yazacak; fotoğraf ve kısa özgeçmiş gönderecektir.

5 – Yarışmaya gönderilecek eserlerin önceden yayınlanmış olmaları önemli değildir ancak, yarışmaya gönderilecek eserler daha önce herhangi bir etkinlikte ödül kazanmamış olmalıdır.

6 – Uluslararası Seçici Kurul Üyeleri’nin değerlendirmesine sunulan ve finale kalan eserler, yarışmanın resmi web sayfasında yayınlanacak ve karikatürcülerin, karikatürcü örgütlerinin, benzer – taklit – çalıntı karikatürlere karşı oluşturulan uluslararası organizasyonların dikkatine ve itirazına getirilecektir. Herhangi bir karikatürün çalıntı – taklit veya benzer olduğu veya daha önce başka bir yarışmada ödül aldığı (yayınlandığı tarih ile) belgelendiği taktirde, o karikatür iptal edilir ve bir sonraki yüksek puanı alan karikatür dikkate alınır.

7 – Yarışmaya istenildiği sayıda eser ile katılmak mümkündür ancak, bir katılımcıya birden fazla ödül verilemez.

8 – Eserler en geç 30 NİSAN 2018 tarihine dek, belirtilen adrese gönderilmiş olmalıdır.

9 – Gönderilecek karikatürler – ödül alsın veya almasın – geri iade edilmeyecek; Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği tarafından oluşturulacak “Uluslararası Kıbrıs Karikatür Müzesi”nin arşivine kalacaktır.

10 – Yarışmada ödül kazanan eserlerin yanısıra, Düzenleme Kurulu’nun uygun göreceği eserler bir albüm halinde yayınlanacak ve ayrıca 17. Uluslararası Zeytin Festivali 2018 kapsamında Zeytinlik köyündeki festival alanında sergilenecektir.

11 – Yarışma sonuçları, ödül kazanan çizerlere ve basın – yayın organlarına iletilecektir.

12 – Yarışmada (bu şartname kapsamında belirtilen) ilk üç ödül ile özel ödülleri (6 özel ödül) kazanan çizerlerin ödül törenine katılmaları için gerekli ulaşım ve konaklama giderleri Girne Belediyesi’nce karşılanacaktır. Ödül töreni için yapılacak davete 10 gün içerisinde yanıt verilmemesi durumunda, ödül kazanan çizer, bu maddede garanti edilen ulaşım ve konaklama giderlerinden yararlanamaz.

13 – Yarışmaya gönderilen tüm karikatürler, Girne Belediyesi veya Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği tarafından kart, poster, albüm, gazete, dergi, kitap, CD ve benzeri tekniklerle basılıp çoğaltılabilecektir.

14 – Katılımcılar yarışmaya eser göndermekle, yarışma koşullarını kabul ettiklerini ve gönderdikleri eserlerin bu şartnamede belirtilen yerlerde kullanımı halinde, gelecekte herhangi bir maddi tazmin istemeyeceklerini kabul etmiş olacaklardır.

15 – Sergi veya albüm için, dijital eserler şu adrese gönderilebilir: olivecartoons@gmail.com Gönderilecek dijital eserler ödül kapsamına alınmaz.

ÖDÜLLER:
1. Ödül: 1.000 Euro + Altın Zeytin.
2. Ödül: 800 Euro + Gümüş Zeytin.
3. Ödül: 600 Euro + Bronz Zeytin.
6 Çizere Özel Ödül (Bronz Zeytin)
100 Çizere Finalist Ödülü

EN SON KATILIM:
30 NİSAN 2018

GÖNDERİM ADRESİ:
Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği
6. Uluslararası Zeytin Karikatürleri Yarışması
Posta Kutusu: 87 (Posta Kodu: 99000)
Lefkoşa – Kuzey Kıbrıs

WEB SAYFASI:
http://www.zeytinkarikaturleri.com

DÜZENLEME KOMİTESİ
KYRENIA MUNICIPALITY
CYPRIOT – TURKISH CARTOONIST ASSOCIATION

17. OLIVE FESTIVAL
7. INTERNATIONAL “OLIVE” CARTOONS CONTEST – 2018
TERMS AND CONDITIONS OF PARTICIPATION
(KYRENIA – CYPRUS)

1. The contest is open to all amateur or professional cartoonist or any one who could submit a cartoon regardless individual’s race, gender, religion, national origin, disability, sexual orientation, age, or other protected characteristic.

2. Themes: Olive, Olive and Time, Olive and History, Olive and Mythology, Olive and Technology, Olive and Cyprus, Olive and Life, Olive and Peace, Olive and Conflict, Olive and War, Olive and Health, Olive and Women, Olive and Men, Olive and Children, Olive Oil, Olive Branch, Olive Tree, Benefits of Olive, Olive and Olive Mill/Press, Banning of Uprooting, Burning and Cutting Down Olive Trees and so forth.

3. All Submissions must be in the form of cartoon. Any painting or illustrations will not be accepted and will be disqualified. Cartoons must be without words

4. All submissions must be originals. Submission dimensions: A4 or A3 in any color or black and white. Each entrant must provide name and surname, address, phone number including country code, and email address on the back of the submission; each entrant should also provide short background and a photo (optional) on a separate A4.

5. Submission of materials, which has previously been submitted and or presented and or published elsewhere, is welcomed providing copyright is not infringed, however previously any award wining material cannot be submitted.

6. All work submitted for evaluation by the International Selection Committee and work of finalist will be published at official web page of the contest. In addition submissions will be reviewed and evaluated for plagiarism by international associations. If Plagiarism detected and or any previously award wining material submitted, submissions will be canceled and the next eligible entry will be considered for the prize.

7. Entrants could submit more than one work, however no more than one award will be awarded to participants.

8. All submission must be received by APRIL 30, 2018 at the address provided below.

9. All submission, awarded or not, will be kept and archived by Cypriot – Turkish Cartoonist Association at the newly established “International Cyprus Cartoon Museum.”

10. All prize winner submissions and selected works by the Steering Committee will be published in a album and displayed at the 17th International Olive Festival will be exhibited in the festival area in Zeytinlik village within the scope of 2018.

11. The results of the contest will be published thru media and prizing winning entrants will be informed by contact information provided.

12. Kyrenia Municipality will provide travel and boarding expenses for three prize winners and six special prizewinners as stated in the terms and conditions of the contest. The prize – winning cartoonist must respond to the prize ceremony invitation within 10 days. The responses outside of 10 days are not considered.

13. The Kyrenia Municipality and Cypriot – Turkish Cartoonist Association will have the publishing rights to publish or print, in any media or format, any or all submissions.

14. All persons entering the contest agree that the rules of the contest as set out in these terms and conditions are binding on them. And all submissions could be published and printed by the Kyrenia Municipality and Cypriot – Turkish Cartoonist Association as set out in these terms and conditions without any future compensation.

15. For the exhibition and album, digital works can be sent to the following email address: olivecartoons@gmail.com Digital works are excluded from awards.

AWARDS:
1. Prize: 1,000 Euro + Gold Olive
2. Prize: 800 Euro + Silver Olive
3. Prize: 600 Euro + Bronze Olive
6 Entrants: Special Prize (Bronze Olive)
100 Finalist Prize

DEADLINE:
APRIL 30, 2018

SUBMISSION ADDRESS:
Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği
6. Uluslararası Zeytin Karikatürleri Yarışması
Posta Kutusu: 87 (Post Code: 99000)
Lefkoşa – Kuzey Kıbrıs (Via Turkey)

WEB PAGE:
http://www.zeytinkarikaturleri.com

STEERING COMMITTEE

Uygarlık tarihinde “ÇERMİK” Ömer Kılıç

UYGARLIK TARİHİNDE ÇERMİK” Kitabının yazarı Ömer Kılıç’a ilişkin Müslüm Üzülmez’in yazısı Kitap Kapağı[/
Uygarlık Tarihinde ÇERMİK
Müslüm Üzülmez

yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın
bu şehir arkandan gelecektir. -Kavafis

Kentler kitaplarla buluştuğunda yeniden yaşam bulur, yarınlara kendini taşır. Kentler ve yerel tarihle ilgili yapılacak her çalışma bu nedenle önemlidir. Bu türden yapılan çalışmalar olanaklar ölçüsünde desteklenmelidir. Böylesi çalışmalar yaşamın demokratikleşmesine katkı sunmanın yanında kendi çevremizi, kendi insanlarımızı, bildiğimiz ve yaşadığımız mekânları, dolaysıyla da kendi geçmişimizi anlamamıza yardımcı olacaktır. Esas olan sesi kısılmış, sindirilmiş, yok sayılmış veya varlıkları gözden kaçırılmış olan birey, sınıf veya toplumların sesine kulak vermek, onları anlamak ve yaşadıkları mekânlarla ilişkilerini anlatabilmektir. Her ailenin, her aşiretin, her halkın ve her bir mekânın kendi yaşanmışlığı ve tarihi olduğunu akıldan çıkartmamalıyız. Görevimiz bu yaşanmışlıkları ve tarihleri “kutsal tarafsızlık kurallarına karşı günah işleyerek” yazıp hayatın içine sokmaktır.

Çermik/Çêrmûg/Aberna çok eski bir yerleşim yeridir. İlçe olarak Diyarbakır’a bağlıdır. Adını doğusunda bulunan kaplıcadan almaktadır. Bu tarihî mekâna; Huriler, Mittanniler, Asurlular, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonlar, Selevkoslar, Partlar, Ermeniler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Emevîler, Abbasiler, Şeyh-Oğulları, Hamdanîler, Mervânîler, Selçuklular, İnanoğulları, Nisanoğulları, Anadolu Selçukluları, Artuklular, Osmanlılar belli dönemlerde sırasıyla egemen olmuşlardır. Ama bu devletlerden veya uygarlıklardan ne yazık ki geriye kalan bilgi ve belge elimizde çok azdır. Yazılı kaynak hemen hemen yok gibidir. Bildiğim kadarıyla Çermik Kaymakamlığı’nın yayınlamış olduğu kitaplar ve Nurettin Değirmenci’nin anılarını içeren 1960’lı Yıllardan Bir Kesit ÇERMİK adlı eseri ile Müslüm Üzülmez’in Yazılı Kaynaklarda ÇERMİK adlı çalışmasının dışında başka basılı eser yoktur.

Yazılı Kaynaklarda ÇERMİK adlı kitabım yayımlandığı zaman (2012) yazdığım önsözün sonunda, kitabımın “kültürel yaşamımıza bir zenginlik katacağını; ve ‘tarihin hüküm sürdüğü, zamanın durduğu, tabiatın konuştuğu’ Çermikle ilgili güzel eserlerin yazılışına vesile olacağını umuyorum” diye bir temennide bulunmuştum. Temennim gerçekleşti, Ömer Kılıç uzun süredir üzerinde çalıştığı Uygarlık Tarihinde ÇERMİK adlı çalışmasını nihayet bitirerek oylumlu güzel bir kitaba imza attı.

Uygarlık Tarihinde ÇERMİK, Kent Işıkları yayınları tarafından 2017 yılı sonunda yayımlandı. Kitap büyük boy, karton kapaklı ve tam 804 sayfa. İçerisinde Çermikle ilgili ne ararsan var, on üç bölümden oluşuyor: Çermik’in tarihi, coğrafyası, köy ve mezraları, buraya egemen olan medeniyetler, burada kullanılan diller, ekonomisi, eğitimi, beyleri, tarihi eserleri, aşiretleri, aile yapısı, sosyo-kültürel hayatı, sanatçıları, akademisyenleri, edebiyatçıları ve tarihi kişilikleri gibi birçok konu detaylı bir şekilde aktarılıyor.

Doğup büyüdüğümüz yerler kişilik ve kimliklerimizin oluşmasında önemli rol oynar. Günümüzde insanlar bir yandan toplumsal çözülmeyi yaşarken diğer yandan da kendi kimliklerini arıyor. Sanayileşme, modernleşme, teknolojik gelişme ve nihayetinde küreselleşmeyle birlikte her yer birbirine benzemeye başladı, ama insanların doğup büyüdüğü yerlere karşı olan ilgi ve sevgisi azalmayıp sürekli artıyor. Bunun en iyi göstergesi ise kentlere dair yayınlanan kitapların nitelikçe iyileşmesi ve sayısal artışıdır. Uygarlık Tarihinde ÇERMİK adlı kitabının da buna güzel bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum.

Bu tür kitaplar kendimizi ve çevremizi tanımamıza yardımcı oluyor. Kendimizi ve yakın çevremizi tanımadan, bilmeden dünyayı ve evreni nasıl tanıyıp bileceğiz, nasıl toplumsal değişimi, dönüşümü ve gelişmeyi gerçekleştireceğiz? Kentlerle ilgili kitaplarının önem kazanmasının bir nedeni de buradan geliyor kanımca. Uygarlık Tarihinde ÇERMİK kitabı bu açıdan iyi bir çalışma. Kendimizi tanımamız açısından gerçek anlamda bir kaynak eser. Kitabın yazılış serüvenini çok iyi bilenlerden biri olduğum için rahatlıkla uzun bir uğraşı ve yoğun bir emek harcandığını söyleyebilirim.

Kitabı okuduğumuzda çok değerli bilgiler edinmenin yanında, ‘iki kadim nehir arasında, ıpışıl bir gökyüzünün tanıklığında, çoluk çocuğuyla ve tüm zenginlikleriyle yemyeşil bir halı gibi serilen’ kadim bir coğrafyanın çok eski bir yerleşim yeri olan Çermik’i daha iyi tanımış olacağız. Ömer Kılıç arkadaşımı yürekten kutluyorum.

Uygarlık Tarihinde ÇERMİK kitabının Çermik ve bölge hakkında bilgi edinmek isteyenlere, araştırma yapacak olanlara, merak edenlere, ilgi duyanlara, kitap okumayı sevenlere güzel bir armağan olduğunu düşünüyorum. Eline sağlık Ömer Kılıç. Devamını bekliyoruz…

e-posta: muslum.uzulmez@gmail.com
web: http://www.uzulmez.info/muslum

Menemen’de “KARİKATÜR” Sergisi açıldı.

Törene katılan Mustafa Fehmi Kubilay’ın torunu Kemal Kubilay da, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na ve Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin’e dedesinin ismini böyle bir merkezde yaşattıkları için teşekkür etti.

Açılışta sergiler

İzmir çizer Mustafa Yıldız, açılışta karikatür sergisi ile yer aldı. Kitaplarını imzalayıp hediye etti. Ayrıca Resim ve fotoğraf sergile de açıldı.

Kubilay Kültür Merkezi’nde neler var

Kubilay Kültür Merkezi’nde 30 araçlık otopark, zemin katta bowling salonu ve kafeterya bulunuyor. İkinci ve üçüncü katlarda, öğrencilerin ücretsiz yararlanacağı 17 derslikli dershane, dördüncü katta, tüm spor aletlerinin bulunduğu spor salonu, beşinci katta 100 kişilik konferans salonu ile tüm sanatsal faaliyetlerin sergilenebileceği sergi salonu bulunuyor. Kubilay Kültür Merkezi’nin son katında ise 445 kişilik balkonlu konferans salonu yer alıyor.

Sergi açılışı

Kalabalık görülmeye değerdi

Mustafa Yıldız

Sergi salonu

Sergiden

Aşkın Ayrancıoğlu WEB sayfası yayına başladı.

AŞKIN AYRANCIOĞLU KİŞİSEL WEB SİTESİ YAYINDA

Aşkın Ayrancıoğlu’nun aylardır üzerinde çalıştığı sanat sitesi yayında. Sanatçının karikatür, resim, fotoğraf ve grafik alanlarında ürettiği eserlerin yanı sıra kendisiyle yapılan söyleşilerden seçmeler… ulusal ve uluslar arası ödül kazanan eserleri… yine yüzlerce öğrencisinin ulusal ve uluslar arası ödül kazanan eserleri… videolar… kişisel ve karma sergi afişleri… karikatürlerinden dolayı yargılandığı davayla ilgili bilgiler… sanat, toplum ve aşk üzerine sözleri… blog sayfası… ve çeşitli dallardan sanat insanlarının, aydınların, farklı mesleklerden insanların Aşkın Ayrancıoğlu ve sanatıyla ilgili düşünceler sitenin bölümlerini oluşturuyor…
Siteye ulaşmak için lütfen “LİNKLER” Sayfasında bulunan web adresine tıklayınız.
Ayrancıoğlu’nun web sitesine “askinayrancioglu.com” ve “askinayrancioglu.biz” adreslerinden ulaşılabilir…

site İngilizce düzenlenmiş

Yüksel Cengiz’in Lütfü Çakın portre karikatür çalışması “DİJİTAL”

Dijital dünyaya ulaşmak gerek. Kırk yıllık sanat yaşantımda, kişisel web sayfamı hem kendime hem de topluma faydalı olabilmek adına tasarlayarak, sonuçlarının ne kadar önemli olduğunu anladım. Öylesine faydalı olduğuna inandığım değer yargıları sanırım bazen referanslarla ölçülüyor.İşte ben de tam bunu anlatabilmek adına
“LÜTFÜ ÇAKIN ” Portre karikatürlerini içeren özel bir sayfa tasarladım. Karikatürcü dostlarımın eserlerini bu sayfada topladım .Kim bilir belkide bu karikatürler günün birinde değerlendirilerek kitap içinde yayınlanacak ve tarihe geçecektir. Dostlarım, aşağıda gördüğünüz; değerli öğretmen ve karikatürcü dostum “YÜKSEL CENGİZ”‘in dijital Lütfü Çakın portresi. Ne kadar şanslıyım, dünyanın bir çok ülkesinden ve yine kendi ülkemizden bir çok değerli sanatçının kaleminden eserler çıkması, inanın hafife alınacak bir durum değildir.

Yüksel Cengiz’in
Çalışması

“TARİH YOL GÖSTERİR” Müslüm Üzülmez’in yazısı

Sevgili Müslüm Üzülmez’in yazısı ben okudum. Sizde okuyun..!

Müslüm Üzülmez


Tarih Yol Arayana Doğru Yolu GösterirA+A-Tarih Yol Arayana Doğru Yolu Gösterir Müslüm Üzülmez Alexandre Dumas, Üç Silahşör adlı romanında; “Hayat, filozofun küçük dertlerden oluşan tanelerini gülerek çektiği bir tespihtir” diye yazar. Pis kokuların sardığı dünyamızın halini anlamak için, Dumas’ın ‘gülerek’ dediği şekilde değil, tiksinerek ve daha çokta düşünerek, yüreğimizde biraz sızı hissederek ‘dert’ tanelerini gelin birlikte çekelim. Kilise Babası Lactantius, Tanrının Öfkesine Dair adlı kitabında diyor ki: “Tanrı şu dünyadan ya kötüyü atmak istiyor, atamıyor; ya atabilir, atmak istemiyor; yahut ne atabiliyor, ne de atmak istiyor; ya da hem atabiliyor, hem atmak istemiyor. Atmak istiyor da atamıyorsa, bu güçsüzlüktür, ki Tanrının özüne aykırıdır; atabiliyor da atmak istemiyorsa, kötülük ediyor demektir, ki bu da özüne daha az aykırı değildir; ne atabiliyor, ne de atmak istemiyorsa, bu hem kötülük, hem güçsüzlük demektir; hem atabiliyor, hem atmak istiyorsa (Tanrıya yakışan biricik hal de budur), bu kötülük dünyaya nereden geldi?” Kuşku yok, kötülük dünyaya insanın insanlaşmasıyla geldi. İyi ve güzel taraflarının yanında kötülük ve bok üreten bir yaratıktır insan. Yaşadıkça görüyoruz, olup bitenlerin çoğunu ekranlarda seyrediyoruz, yaşamın her alanında pislik ve çirkinliklere bolca tanık oluyoruz. Amiyane tabirle çelişkiler dünyasında yaşıyoruz. Birilerinin sıçmak için harcadığı parayla bir başkası bir yıl karnını doyurabilir. Sosyal ve siyasi reçeteler dertlere derman olamadı, genel bir karamsarlık hâkim. Gelir dağılımında makas sürekli açılıyor. Özdemir Asaf’ın dizesiyle söylersek, “Gözden sürme, kemikten ilik çalıyorlar”. İçerde ve dışarıda bir elin sayısı kadar becerikli şirket ya da insan dünya nimetlerinin yarıdan fazlasını lop ediyor, geriye kalanlar kemikle yetinmek zorunda kalıyor. Adil olmayan bu ekonomik paylaşıma paralel dünyada ve ülkemizde siyaset doğal olarak “buzul çağa” girdi. Charles Dickens’in İki Şehrin Hikayesi’nde yazdığı dönemi yaşıyoruz sanki. “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana -sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.” Bugün yaşananlar da dünden pek farklı sayılmaz, dünya genelinde otoriter bencil liderler içini ‘bolluk’ masalı, şoven söylemlerle doldurdukları bok dolu koca karınlı dünyayı bokböcekleri gibi yuvarlamaya, çizdikleri rotada ilerletmeye çalışıyorlar. Bu gidişat tarihin diyalektiğine aykırıdır. Otoriterler vaat ettikleri yerin cennet olduğunu söyleseler de inanmayın, gidilecek yer boktan bir yerdir. Hani türkümüzde söylendiği gibi: “Gübreliğe inip kalkan kargalar/ Has bahçede gül kadrini ne bilir?” Voltaire, Felsefe Sözlüğü’nde farklı nedenlerle yazmış olsa da, sanki bugünün otoriter liderlerin bizi götürmek istedikleri boklu dünyalarını işaret etmektedir. “Suriyeliler erkekle kadının göğün dördüncü katında yaratıldıklarını, doğal yemekleri olan cennet yemekleri yerine kuru peksimet yemeye kalkıştıklarını hayal etmişler. Cennet yemeği gözeneklerden uçup gidermiş; ama, peksimet yedikten sonra helâya gitmek gerekiyormuş. Kadınla erkek bir melekten kendilerine helânın yolunu göstermesini rica etmişler. Melek onlara ‘İşte, demiş, buradan altmış milyon fersah kadar ötede, şu gördüğünüz küçük, nokta gibi küre yok mu? Evrenin helâsı oradadır; çabuk oraya gidin.’ Onlar da kalkıp oraya gitmişler, orada da bırakmışlar; işte bizim dünyamız da o gün bugündür bu hale düşmüş.” ABD Başkanı Donald Trump da çok iyi bir marifetmiş gibi şimdi kalkmış: “Neden bu bok çukuru ülkelerden insanları kabul ediyoruz?” diye soruyor. (12 Ocak 2018) Bok çukurlu bir dünya istemiyorsak eğer, boktan heriflere bırakmamalıyız dünyayı. Bizlere “itaat et ve yaşa” diyorlar, itaat etmeyip onurlu yaşam arzumuzu haykırmalıyız. Çok açık, bu gidişin sonucu kaçınılmaz olarak dünyada çok acılar çekilecek, daha fazla gözyaşları dökülecek, daha fazla kanlar akacak ve telafisi olmayacak moral ve maddi kayıplar olacaktır, ama otoriterler boşuna hiç heveslenmesin: Dünya zalimlere yâr olmayacaktır. W. Shakespeare kötülüğün sonsuza kadar sürüp gitmeyeceğini Hamlet’te altın harflerle bakın nasıl dile getirmiş: “Tüm dünya birleşip örtmeye çalışsa da,/ Gözden kaçmaz kötülükler,/ Çıkar ortaya sonunda.” Peki, ne yapmalıyız? Öncelikle umudumuzu yitirmemeliyiz. Tarih yol arayana doğru yolu gösterir. Kötülüklere ve kötü gidişata karşı tarihsel iyimserliğimizi elden bırakmamalı, zalimlere ve kötülüklere teslim olmamalı, hayallerimizden vaz geçmemeliyiz: “Hayal edilmez şeyler hayal edilmek için vardır” (J. M. Coetzee). Rüzgâr şimdi bizden yana esmeyebilir. Olsun. Sabır edeceğiz. İnsan evladının mücadele istemi, birazda nörokimyasal etkileşimlerin bir sonucudur. İçinde yaşadığımız dünyayı, dünyadaki gelişmeleri heyecan ve azimle araştırmamız nörokimyasal etkileşimin oranıyla doğrudan alakalı bir şeydir. Mücadele istemini yükseltmek için hayata dört elle sarılmalı, elimizi vicdanımıza koyup inat ve bilgiyle donanıp haksızlıklara karşı direnmeliyiz: Dünyada büyük dönüşümlerin yaşanması nedeniyle küresel ölçekte ortak hareket etmeliyiz. Yaşadığımız yüzyıl, çetin sosyal mücadeleler yüzyılı olacaktır. Özgürlük altın tepside sunulmaz, inançlarımızı yüreklerimizde taşımalıyız. İnançlarını yüreklerinde yaşayanlar değerlerini dürüstçe ileriye taşımaya, inançlarını yüreklerinde değil cüzdanlarında yaşayanlar ise insanları baskıyla yönetmeye çalışır. Kulağımıza küpe olsun. Kaynak: Tarih Yol Arayana Doğru Yolu Gösterir – Müslüm Üzülmez