“Geleceğin Fabrikaları” Konulu Karikatür Yarışması Başladı.Ana Tema

AFİŞ
  1. ULUSAL ANTALYA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ KARİKATÜR YARIŞMASI 2019

Konu : Geleceğin Fabrikaları
Son Başvuru Tarihi : 3 Temmuz 2019

Yaşadığımız evren ile birlikte, biz insanlar da sürekli bir rekabetin, yenilenmenin ve değişimin içerisindeyiz. Sürüp giden bu döngü karşısında ayakta kalabilmek, ileriye yol alabilmek için; ülkeler, firmalar, markalar, fabrikalar, makineler ve insanlar arasında kıyasıya bir rekabet yaşanmakta. Artan nüfus, gelişen teknoloji ve buna paralel olarak çoğalan ihtiyaçlarla birlikte, doğal kaynaklar hızla tükenirken, bu kaynaklardan daha verimli ve akıllıca çözümlerle yararlanmanın, alternatif çözümler yaratmanın yollarını bulmalıyız.

Dünyada rekabet üst seviyedeyken, ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları da geliştikçe, bir öncekinden daha yeni ve parlak fikir arayışları ortaya çıkmakta. Yenilikçi gelişmeleri yakından takip etmek zorunda olan ve daha kaliteli üretimleri kovalayan sanayi de bu değişime ayak uyduran faktörlerin başında yer alıyor.

Kaldı ki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yayınlanan İstihdam Görünümü 2019 raporunda, dijital dönüşüm, küreselleşme ve demografik değişikliklerin iş dünyasını yeniden şekillendireceği vurgulanarak önümüzdeki 15-20 yılda otomasyonun bir sonucu olarak mevcut mesleklerin yüzde 20’sinin kaybolacağı, yüzde 35’inin ise radikal olarak değişeceği değerlendirilmesinde bulunuldu.

Sosyal ve ekonomik gerilimleri azaltmak için istihdam ve meslek yaklaşımlarının yeniden gözden geçirilmesine dikkat çekilen raporda, “Hızlı hareket edilmezse özellikle düşük vasıflılar başta olmak üzere birçok insan, yıldırım hızıyla değişen iş dünyasında geride kalacak” uyarısı yapıldı.

Bu bağlamda, bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirecek olduğumuz geleneksel Antalya OSB Karikatür yarışmamızın bu yılki konusunu “Geleceğin Fabrikaları” olarak belirlemiş olup, siz değerli sanatçılarımızdan bu konuyu ele alan eserler beklemekteyiz.

Özel Konu : İş Sağlığı ve Güvenliği – İş Kazaları
Son Başvuru Tarihi : 3 Temmuz 2019

Organize sanayi bölgeleri, karmaşık ve birbirinden farklı binlerce makinenin insan işbirliği ile çalıştırıldığı, yoğun iş temposunun yaşandığı üretim alanları olarak bilinir. Bu da, bu iş alanlarının tehlikeli ortamlardan biri olmasına neden olmaktadır.

Çalışma esnasında meydana gelen insan ölümleri ve ağır yaralanmalarla sonuçlanan kazalar en büyük üzüntü ve sorunların başında gelmektedir! Bunun yanı sıra ekonomik iş kayıpları, verimlilikte düşüş, kötü şöhret ve enerji kayıpları da ikinci derecede yan etkiler olarak anılabilir.

Bizler, bu iş alanlarında meydana gelen kazalara dikkat çekmek, güvenliğin önemini ortaya koymak ve karikatürün vurucu gücü vasıtasıyla, çalışanları bu konuda düşünmeye ve dikkatli olmaya sevk etmek amacındayız.

Bu bağlamda, İş güvenliği ana başlığı altında; İş kazaları, güvenlik ihmalleri, bireysel ihmaller, güvenli çalışma yöntemleri, insan hayatının önemi, dikkatli ve verimli çalışma, uyarı ve ikaz işaretlerine riayet etme, güvenlik koşullarına uyma, güvenli iş için uygun ortamların oluşturulması, bilinçli çalışma, iş esnasında başka şeylerle meşgul olmak, dikkat dağınıklığı vb. konularda değerli karikatürlerinizi bekliyoruz.

ŞARTNAME

  1. Yarışmanın konusu: “Geleceğin Fabrikaları”
    Özel konu : “İş Sağlığı ve Güvenliği – İş Kazaları”
  2. Son gönderme tarihi: 3 Temmuz 2019
  3. Yarışma ulusal çapta olup, amatör ve profesyonel tüm yarışmacılara açıktır.
  4. Yarışmaya en fazla 5 karikatür gönderilebilir.
  5. Eserler, en az A4, en fazla A3 ebadında olmalıdır. Karikatürler, orijinal çizim olarak posta/kargo ile ya da dijital ortamda e-mail ile gönderilebilir. Dijital olarak gönderilecek eserler, en az 300 dpi çözünürlükte ve mailin büyüklüğü en fazla 10 MB olmalıdır.
  6. Yarışma için gönderilen eserlere, yarışmacının kısa özgeçmişi eklenmeli, arka yüzüne; eserin konusu (Geleceğin Fabrikaları ya da İş Sağlığı ve Güvenliği), sanatçının adı, soyadı, doğum tarihi, adresi, telefon numarası ve e-mail adresi yazılmalıdır. Dijital katılımda bu bilgiler e-maile eklenmelidir.
  7. Gönderilen karikatürler, daha önce başka bir yerde yayınlanmış olabilir; ancak ödül almamış olmalıdır.
  8. Benzer ya da kopya karikatürler olması ihtimaline karşı, finale kalan karikatürler, 5 – 11 Temmuz 2019 tarihleri arasında www.antalyaosb.org.tr adresinde askıda bekletilecek ve bu süre zarfında olası itirazlar (karikatur@antalyaosb.org.tr adresine itirazlarınızı gönderebilirsiniz) değerlendirilecektir. 11 Temmuz 2019 tarihi mesai bitiminden sonra gelen itirazlar dikkate alınmayacaktır. Kesin sonuçlar 12 Temmuz 2019 tarihinde açıklanacaktır.
  9. Yarışmaya gönderilen karikatürler iade edilmeyecektir.
  10. Gönderilen karikatürler, Antalya OSB tarafından ticari olmayan amaçlarla, internet ortamında afiş, kartpostal, reklam, albüm, davetiye vb. basılıp kullanılabilecektir; ancak eserlerin asıl sahibi sanatçının kendisidir. Yarışmaya eser gönderen çizerler bu şartları kabul etmiş sayılırlar.
  11. Yarışma sonunda ödül almaya ve sergilenmeye değer görülen eserlerden oluşan bir albüm hazırlanıp, ödül kazanan ve albümde karikatürü yer alan sanatçıların adreslerine gönderilecektir.
  12. Yarışmada ödül kazananların bir kişilik ulaşım ve bir gecelik konaklama giderleri Antalya OSB tarafından karşılanacaktır.
  13. Yarışma Jürisi aşağıdaki isimlerden oluşmaktadır;
  • Eray ÖZBEK
  • Ahmet AYKANAT
  • Kürşat ZAMAN
  • Engin SELÇUK
  • Halit KURTULMUŞ
  • AOSB Yönetim Kurulu Üyesi
  • AOSB Bölge Müdürü
  1. Ana Konu Ödüller;

Birincilik Ödülü : 8000 TL ve AOSB Ödülü
İkincilik Ödülü : 6000 TL ve AOSB Ödülü
Üçüncülük Ödülü : 5000 TL ve AOSB Ödülü
Mansiyon 1 : 2000 TL ve AOSB Ödülü
Mansiyon 2 : 2000 TL ve AOSB Ödülü
Mansiyon 3 : 2000 TL ve AOSB Ödülü

Özel Konu Ödül : 8000 TL ve AOSB Ödülü

  1. Yarışma Takvimi ;
    Son Gönderim : 3 Temmuz 2019
    Jüri Toplantısı : 5 Temmuz 2019
    Askı Süresi : 5 – 11 Temmuz 2019
    Kesin Sonuç Bildirimi: 12 Temmuz 2019
    Ödül töreni : 23 Temmuz 2019
  2. Yarışma Sergisi ve Ödül Töreni 23 Temmuz 2019 tarihinde Antalya OSB İdari Hizmet Binası Atatürk Konferans Salonunda gerçekleştirilecektir.
  3. Eser gönderim adresi:
    Antalya Organize Sanayi Bölgesi 1. Kısım 5. Cad. No:5
    Antalya Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü
    Basın Yayın Tanıtım Organizasyon Müdürlüğü
    Döşemealtı – ANTALYA
    E-mail : karikatur@antalyaosb.org.tr

Detaylı Bilgi için iletişim;

Burcu Zaman
E-mail : burcuzaman@antalyaosb.org.tr
Tel : 0242 258 11 00 (2002)

Can Yücel
E-mail : canyucel@antalyaosb.org.tr
Tel : 0242 258 11 00 (5004)

“Anneler Günü “Karikatür etkinliğine var mısınız ?

Anneler günü
Koşulsuz sevginin sembolü Anneler günü

AVM Yöneticileri, Belediyeler,Organizasyon firmaları Anneler günü için Karikatür etkinliği düşünüyorsanız lütfen iletişime geçelim. Lütfü Çakın 0 534 789 54 38 Numaralı telefonla iletişime geçip detaylı bilgi alabilirsiniz Örnek çalışmalarıma bakınız.

Özdilek
Özdilek 2017
İzmir
İzmir Forum 2017
İzmir
Özdilek İzmir
çocuk
Çocuk olmak .!
Büyükler
Bazen Büyüklerde sevinir.
İzmir
Etkinlik anısı 2017 İzmir
Tıpatıp
Baaaak tıp a tıp aynısı olmuş …!
Savulun be
Savulun
Özdilek
Etkinlik panosu özdilek
cicili bicili
Rengarenk
2017
İzmir
İzmir
Turgutlu
Turgutlu Özdilek
23 Nisan
23 Nisan anısı
Yaz sezonu
Yaz sezonu

Ben Sevgili Dayımı ,Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi.

<

Ben Sevgili Dayımı, Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi – Müslüm Üzülmez

Ölüm; hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Sevgili Dayım Nurettin Değirmenci ardında iz bırakarak aramızdan ayrılıp gökyüzündeki yıldızlara katıldı.

Ölenin ardından yazı yazmak zor. Ölen yakın bir tanıdığın, hele bir de çok sevdiğin biri olunca bu daha da zor. Ama zoru aşıp dayımı yâd etmeye çalışacağım.

8 Martta kendisiyle yaptığım telefon görüşmede nasıl olduğunu sormuş ve “İyiyim desem yalan söylemiş olurum yeğenim” cevabını almıştım. Doktorların kemoterapi önerdiğini, kendisinin ise kabul etmediğini söylemişti. Çok sürmedi, 28 Mart 2019 günü amansız dert onu hayattan koparıp aldı.

Vefatını duyunca kardeşim Ali Haydar’la birlikte hemen İstanbul’dan Mersin’e hareket ettik. Mersin’e vardığımızda Mezitli’de Dayımın evinin bulunduğu sitenin içerisinde yer alan cafe’de birçok il ve ilçeden gelen akraba ve tanıdıklarla buluştuk. Karşılıklı başsağlığı dileklerinde bulunduk. Acılarımızı paylaştık. Öğlen vakti sitenin yakınındaki camide cenaze namazı kılındı. Kadın erkek hep birlikte saf tutuldu. Ardından cenaze arabasıyla mezarlığa varılıp omuzlarda çiseleyen yağmur altında sevenlerinin gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurladı. Mezarına iki kürek toprak atmaktan başka elimizden bir şey gelmedi. Hayatın ötesine gidişinin burukluğu karşısında çaresiz kaldık. Taziyesinde kadın erkek hep birlikte cafe’de oturup yasını tuttuk.

Nurettin Değirmenci resmi kayıtlara göre 1951’de “tarihin hüküm sürdüğü, zamanın durduğu, tabiatın konuştuğu yer” Çermik (Diyarbakır)’te doğdu. İlk ve ortaokulu Çermik’te okudu. Dicle Köy Enstitüsü mezunlarından olan öğretmeni Aydın Önal’ın iyi bir okulda okuması gerektiğini aile büyüklerine önermesi üzerine Ankara’da kahvecilik yapan ağabeyi Veyis’in yanına giderek Gazi Lisesi’ne kayıt yaptırdı. Devamında İTÜ Elektrik Fakültesi’nde okumaya başladı. 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası devrimci düşüncelerinden dolayı bir dönem Selimiye Kışlasında tutuklu kaldı. Ben Ankara’da okurken, tutuklu kaldığı bu dönemde Niyazı Dayımla Şevkiye Nenemin kendisini ziyarete gittiklerini dün gibi hatırlıyorum. Bırakıldıktan bir süre sonra birlikte 1972 yılı yazında Çermik’e gidişimizi, üç dört gün Çermikli öğretmen ve gençlerle işçi köylü iktidarı, ulusal kurtuluş hareketleri, emperyalizm ve sosyalizm üzerine yaptığımız sohbetleri de çok iyi hatırlıyorum. Gidişimiz o zaman Çermik’te var olan devrimci hareketliliğe hız kazandırmıştı, çünkü o yüksekokul okumada ve devrimcilikte Çermik’te idoldü. Bu gidişimizin o günkü tanığı Kamil Sümbül vefatının ardından yazığı anma yazısında: “1972 yaz ayları böylece Çermikte gençlik, öğretmenler ve memurlar arasında sol ve sosyalizmle tanışma dönemi olmuştu” diye yazmaktadır.

Nurettin Dayım 1975’te okulu bitirdikten sonra 1976’te Elektrik Yüksek Mühendisi olarak İsmail Cem’in Genel Müdür olduğu dönemde TRT’de Vericiler Dairesi’nde (Ankara) üç yıl görev yaptı. Daha sonra buradan ayrılıp birçok yerli ve yabancı firmada çalıştı ve son olarak kendi firmasını kurdu, taşeron firma olarak çalışmalarını yürüttü. 1990’lı yıllarda çatışmalar nedeniyle çoğu firmanın çalışmayı göze alamadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da dağlarda gece gündüz çalışarak GSM operatörlerinin baz istasyonlarını ve televizyon verici kulelerini dikme işlerini yaptı.

Nurettin Değirmenci TRT’de teknik eleman arkadaşlarıyla. Ankara, Yıl 1976

Bazı insanların dünyası “paranın patron olup insanları köle ettiği bir dünyadır.” Dayım her şeyin parayla ölçüldüğü böylesi bir dünyanın renksiz, kıskanç ve bencil fertlerinden olmadı. 2000 yılında oğlum Ozan’la birlikte taşeron firma olarak Türkmenistan’a gittiğinde yüklenici firma yetkilisi kendisinden rüşvet isteyince vermeyip, iflas pahasına geri döndü. Paraya köle olmadı, rüşvet verip dünyalığını arttırmadığı gibi, kalktı sayılarla, yüzdelerle Rüşvetin Adı Matematiğin Dili adında bir kitap yazdı (Bulut Yayınları, 2001, İstanbul). Sonrasında rüşvetin boyut ve biçimlerini sürekli dile getirmeye çalıştı hep. Bir yıl önce bana yazdığı bir mektubunda: “Günümüz Türkiye’sinde, haraç, örgütlü biçim almıştır. Her yönetici, kendisini ilgilendiren konuda toplanan haraçtan payını bekliyor” diye yazmıştı. (19/5/2018)

Türkmenistan’ın ardından sarsılan maddi durumunu birazcık düzeltmek için 15/7/2005 tarihinde ABD’nin işgali altında bulunan Felluce ve Ramadi’de elektrik santrallarını yeniden kurmak için Irak’a gitti. Irak’tan döndükten sonra yaptığımız sohbetlerde; “Amerikalı askerlere asker demek için bin şahit ister; bunların hepsi, bir mühendis, bir sağlıkçı, bir öğretmen, her türlü yetenekleri var” deyip, ABD’yi iyi tanımadan ona karşı verilen mücadelenin başarı şansının olmadığını söylüyordu.

Irak’ta bulunduğu zaman diliminde yaşadığı ve gördüğü şeyleri günlük tutarak kayıt altına aldı ve bu günlüklerin bir kısmını da internet üzerinden benimle paylaştı. Irak’tan bana gönderdiği ilk günlüğünde: “Saat 13’de rehberim geldi. Kendisi, insanlarla barışık güler yüzlü kibar bir insan. Onunla Bağdat’ı dolaşmaya çıktık. Rehberim, ‘Amerikan devriyeleri geliyor’ dedi, kenara çekildi ve yavaşladı. ‘Devriyeler, 100 metre yaklaşanı vururlar’ diye açıklama yaptı. Önce, Saddam’ın, görkemli törenler düzenlediği alanı ve tesislerini izledik. Kocaman çapraz kılıçlar gözüküyor. Bu çapraz kılıçlar altından önce kahraman, yenilmez ve ortalıkta gözükmez Cumhuriyet Muhafızları geçerdi. Hey gidi günler hey! Sonra, yapay göller ortasına kondurulmuş Saddam saraylarını uzaktan izledik. Ne görkemli saraylar! Saddam’ın, şu anda bu saraylardan birinin mahzeninde turşusu kuruluyor. Saddam, bu dünyadaki lüks saltanatı ve sarayları kaybetti, benzerlerine öte dünyada sahip olsun!” (16/7/2005)

Dayım, okuma ve yazmayı seven biriydi. Gezdiği, gördüğü yerleri, karşılaştığı önemli olay ve şeyleri günlük notlar tutarak hep yazıya dökerdi. Gezerken çantasından kitabını ve bilgisayarını hiç eksik etmezdi. 15/72005 – 6/12/2005 tarihleri arasında tuttuğu Irak Günlükleri ilginç ve esaslı bilgiler içermektedir. Bu günlüklerin kitap olarak basılması halinde Ortadoğu üzerine yazılmış çok önemli bir kaynak eser gün yüzüne çıkmış olacaktır. Cem ve Ceren’e bu kitap olayını düşünmelerini öneririm.

Günümüzde, “ezber” olayı Batı’da bilinmeyen; İslam ülkelerinde ise tartışılmayan bir konu olduğu için, bilimsel, sağlam bir temele oturtulmadan anlaşılacağına da pek inanmadığından bu konuda yaptığı bir çalışmayı 1996 yılında kendi imkânlarıyla Eleştirel Düşünce ve İslam adıyla kitaplaştırdı. Kitap basılmadan önce dosyayı okumuş ve düşüncelerimi bir mektupla kendisine iletmiştim. O mektubumun bir yerinde şunu yazmışım: “Dinlerin ortaya çıkışı, evrimi ele alındığında; insani değerlerin oluşturulması, toplumsal yaşamın kurallarının belirlenmesi gibi önemli işlevlerinin de olduğunu unutmamalıyız. Bunları ‘yok’ saymak bizleri yanılgıya götürür. Dinlerin tarihinde kan, gözyaşı, acı, savaş, talan, yıkım, vahşet vs. olayın bir yanı. Tamam. Ama diğer yanında da insan hümanizmi yok mu? ‘Tanrı zalimler için vardır’ sözü boşuna mı söylenmiştir.” (27/07/1995)

Yerel tarih ve yaşadığımız bölgenin sosyolojik durumu hakkında araştırma yapmamı isterdi benden. Kendisi bu istemine uygun davranarak; “İnsanların, yaşadıkları topraklardaki nesne ve hareketleri kaleme almaları gerekir” deyip, 1960’lı Yıllardan Bir Kesit: ÇERMİK adlı kitabını yazdı (Bulut Yayınları, 2002, İstanbul). Ardından da, 2002’de Gördüklerim Düşündüklerim adlı kitaba imza attı (Bulut Yayınları, 2002, İstanbul).

Kitaplarının bazılarının düzeltme işini ben yaptım. Kitapları yayınlanmadan önce içerik ve biçimine dair tartışmalarımız ve yazışmalarımız da oldu. Örneğin, kitaplarında eski Yunan düşünürlerinden fazla alıntı yaptığını, bunun yerine kendi özgün düşüncelerinin yazmasının daha iyi olacağını söylerdim. Dayım, “Müslüman ülkelerden düşünür çıkmaz” düşüncesindeydi ve Müslüman ülkelerin geri kalışının nedeni de “ezber” bilgilerden ve dinden kaynaklandığını düşünürdü. Ben, bu düşüncelerine katılmaz, geri kalmışlık olayının çok boyutlu bir olay olduğunu söylemeye çalışırdım. Hatta tartıştığımız bu konu ile ilgili düşüncelerimi özetleyen “Müslüman Ülkelerden Neden Düşünür Çıkmıyor?” başlıklı bir yazımı sonradan Bilim ve Gelecek Dergisine gönderdim (Ocak 2006, Sayı: 23).

Nurettin Değirmenci-Müslüm Üzülmez “Rüşvetin Adı Matematiğin Dili” dosyası üzerine sohbet ederken.
Yıl: 2001. Güngören-İstanbul

Dayım kendisine özgü bir insandı. Yetenekleri ölçüsünde doğayı, insanları anlamaya ve anladıklarını da anlatmaya çalıştı hep. Davranışları ölçülü ve tutarlıydı. Bir mühendis olarak sayılarla ifade edilmeyen şeylerin tartışmaya açık olduğunu, tanımlı kavramlarla düşünülmesi gerektiğini, topluma doğrudan bir yararı dokunmayan şeylerle uğraşmanın faydasız şeyler olduğunu söylerdi. İyi bir mühendisti. Çalışkandı. Evrimci bir devrimciydi. Bilgi, üretim araçlarının gelişimi ve buna paralel üretimin artışı ile sermayenin oluşumuna önem verirdi. Az yer çok okur, az konuşur çok düşünürdü. Şimdi hepsi yalan oldu. Herkes ömrünce yaşar, herkes kendi acısını taşır, herkes kendi yasını tutar demekten başka ne diyebilirim ki… Ben sevgili Dayımı, Türkiye önemli bir değerini yitirdi.

Sevgili Süreyya, Ceren ve Cem başta olmak üzere tüm akrabaların, dostlarının, sevenlerinin başı sağ olsun. Başımız sağ olsun. Dayım, Kutup yıldızına yoldaş olsun.

Müslüm Üzülmez