Baharın coşkusunu “KARİKATÜR” Karşılasın “En Güzel Hediye Karikatür olabilir.

Havaların ısınmasıyla birlikte baharın müjdesini veren papatyalar rengarenk çiçeklerle

olağanüstü bahar sevincini yaşıyoruz. Bahar ayları etkinlik aylarıdır. Tıp kongreleri ,eğitim seminerleri, bayii toplantıları, fabrikalar, doğum günleri ,

Belediye şenlikleri AWM açılışları yada özel günleri kalıcı olarak anıları bahar sevinci gibi her zaman taze kılacak hediyeler veriyoruz. Portre karikatür etkinliklerde Karikatür

sanatına inanılmaz ilgi oluyor. Çocuklar bunların başında geliyor. Ebeveynler .gençler. orta yaşlılar her yaşa hitap ediyor. Sizlerde etkinlik yapmak istiyorsanız lütfen iletişime geçiniz. Lütfü Çakın 0 534 789 54 38 detaylı bilgi alınız. Çalışmalarımdan örnekler;

ık veysel
Aşık veysel fotoğraftan dijital çalışmam
gilizler
İngilizler şaşkınlık ve sevinç içindeler
Canlı performans
Babası ve kızı ne kadar mutlu ah işte bu
Findland
Canlı performans bendenizle
Özdilek İzmir
Özdilek İzmir
Aile tablosu
Aile tablosu böyle olur
Balayı anısı
Cicim ayları hatırat
Bendeniz
Terzi kendi söküğünü dikemezmiş berber traş olamazmış yok öyle bir şey ben kendim çizdim kendimi al işte tıpa tıp ben …!
İngizi aile
İngiliz aile tatildeler canlı performans 1 saat
qatar

Qatar/ Doha bazen yurt dışınada çıkarız.

Çocuklar  muhteşem
Futbolcu olacak
canlı çizim
canlı çizim
le sevinç görülmedi
işte mutluluk
ikizler
İkizler dünya güzeli
ısparta
Isparta gül halı festivali
Aqua fantasy
Aqua Fantasy / selçuk /pamucak/ İzmir
ingilizler
TATİL ANISI
AİLE BİRLİKTE
Karikatür heyecan katıyor
kıvırcık
Kıvırcık çok sevindi
Timsah
crocodile/ Timsah
Isparta karne şenliği 2019/ocak
Gökkubbe Isparta Karne şenliği 22/27/01 2019 Tarihlerinde düznlendi.
yazın bir başka güzel
yazın bir başka güzel güneşle birlikte
çocuklar güzeldir
Çocuklar güzeldir.
Özdilek İzmir
Özdilek İzmir
AZERİ
size selam getirmişem
futbol meraklısı
Futbolcu olacak
atletik
Atletik olmak zor ..
Ankara
Ankara A cty avm yenimehalle / Sevgililer günü etkinliği şubat 2017
Tatil anısı
Tatil anısı
bak işte
Bak işte jet skiyle gidiyoruz..
ile tablosu
Aile tablosu karikatür olursa daha renkli olur.
javs
kaslarıma baksana …
işte en sonunda oldu
Gülmek en güzel eylemdir.
çok iyi
çok iyi bea …!
bak işte
işte bizleri ressam amca ne güzel çizdi.
CAN YÜCEL
Seng-i Derya Can yücel sergisinden
t Arif
Hasretindenprangalar eskittim.
Tatildeyiz
Tatildeyiz
öpücük yağmuru
öpücük yağmuru
scoter
scoter
Isparta gökkubbe
ISPARTA 23 nİSAN ŞENLİKLERİ
Karne şenliği
Gökkubbe /ısparta ocak 2019
charlıe chaplın
Charlı chaplın benim yorumum
Özdilek Turgutlu
Özdilek Turgutlu
Ah ah amca ne güzel güzel çizdi.
Bende yapabilirmiyim acaba ..!
Ah ah Ressam Amca ne güzel çizdi. Bende yapabilirmiyim acaba ?
bırak beni
Bırak elim bale yapacağım..!.
iyi ki özdilekteyim
iyiki özdilekteyim..!
Ne çabuk bitti
Tatil ne çabuk bitti anlamadım.
l
Fidel castro arşivden
ez
Hugo Chavez albüme girdi.
nostlji
nostaljiyi bilen beni tanır.
rikatürcü İbrahim Tapa
Karikatürcü /İbrahim Tapa
Efsane oyuncumuz Kemal SUNAL
Efsane Oyuncumuz Kemal Sunal
Karikatürcü/ Mustafa Yıldız
Mustafa Yıldız
uncay Erol
Tuncay Erol /germany
Neyzen Tevfik
Neyzen Tevfik
Yaşar Kemal
Dünyaca Ünlü yazarımız Yaşar Kemal
picasso
picasso benim yorumum
Selda Bağcan
Selda Bağcan
Çocuklar Karikatürü sever
Futbolcu olacağım
Muzaffer İzgü
Muzaffer İzgü
Yaşar Taşır
Yaşar Taşır

Hatay Dumlupınar “KARİKATÜR” Sergisi Ankara’da açılacak.

Sergi afişi
Hatay Dumlupınar Karikatür sergisi Ankara Kızalay Konur sokak 19/6 29 Mart 2019 saat 18 30 da açılacaktır.

HATAY DUMLUPINAR SERGİSİ KARİKATÜR ATÖLYESİ’NDE AÇILIYOR
Ustalarla karikatür meraklılarını bir araya getiren Karikatür Atölyesi sezonun 11.sergisinde Hatay Dumlupınar’ı konuk ediyor. 73 kuşağı karikatüristleri arasında yer alan çizer kendine özgü mizah anlayışıyla Ankaralı sanatseverlerin karşısında olacak. Karikatürleri birçok gazete ve dergide yayımlanan, Yunus Nadi ve Turhan Selçuk Karikatür Yarışmaları gibi önemli birçok yarışmadan ödüller kazanan çizer bu sergi ile farklı konular içeren çalışmalarını izleyiciyle paylaşacak.
29 Mart 2019 Cuma günü saat:18:30’da Hatay Dumlupınar’ın katılımıyla gerçekleştirilecek açılışa tüm sanatseverler davetlidir.
Adres: Konur 1 Sk. Pınar Apt. 19/6 Kızılay/ANKARA
Telefon: 0 535 625 10 22
Web: www.karikaturatolyesi.com
e-posta: karikaturatolye@gmail.com

.

Hatay Dumlupınar
Dr Hatay Dumlupınar

HATAY DUMLUPINAR
1963 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudu. Üroloji uzmanıdır. İstanbul’da yaşıyor.
Karikatüre ortaokul yıllarında başladı. Karikatürleri Yarın, Bilim ve Sanat, Cumhuriyet, Cumhuriyet Kitap Eki, Varlık ve çeşitli sanat dergilerinde yayınlandı. Karikatür yarışmalarından ödüller kazandı. Sergilere katıldı.
‘İdooolojik’ adlı bir karikatür albümü 1985’te yayınlandı.

“Karikatür” en güzel hediyedir.

Sevdiklerinize ulaşabilmenin en kısa yolu bazen hediye vermekten geçer.

Hediye işin içine girince daha seçici olmak gerekir. Anında tüketilen hediye değilde

kalıcı ve anı olması gerekir. Portre karikatürün özelliği farklı bir yorum katabilmektir.

Kişiye doğrudan benzemez yani fotoğraf gibi bire bir aynısı olmaz sanatçı kişiyi anımsatır fakat biraz farklı yapar başlıca burnu biraz daha büyük olabilir. Karikatürlerde

en büyük etken uzuvların tam aksi durumu çizilirse ancak o zaman ortaya mükemmel bir şey çıkar sizlerde benim gibi düşünüyorsanız sipariş yada bilgi almak için lütfen iletişime geçiniz. Lütfü Çakın Watsap 0 534 789 54 38 numaralı telefonu watsaptan yada direk arayabilirsiniz. İşte örnek çalışmalarımdan bazıları

Canlı çizim
Canlı çizim
Canlı PERFORMANS
Canlı çizim England
Canlı çizim
Canlı çizim
Mutlu olmak
Mutlu olmak işte bu sizcede öyle değilmi?
Tatil anısı
Tatilde gülümsemek
türk aile
Türk aile
sevgil olmak
Sevgili olmak
Bendenizle birlikte
Bendenizle birlikte
zeri sevgililer
Azeri sevgililer
ikinci bahar
İkinci bahar
AYNISININ TIPKISI
Aynısının tıpkısıda olabilir her şey tamamen süpriz
Charlie Chaplin
Charli Chaplini değişik çizdim.
Şaşırtıcı Mutluluk
Şaşırtıcı Mutluluk
Canlı performans 
Fransız sevgililer
Fransız sevgililer öylesine mutlu oldularki bir hafta boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar
havez Rusyada albüme girdi
Hugo Chavez Rusyada Albüme girdi Kitap Olarak Yayınlanacak.
Nostalji
Nostalji Hulusi Kentmeni anımsayın
Birazda Jack Nicholson
Jack Nicholson
Efsane
Efsane Oyuncumuz Kemal Sunal
Balayına Çıkan misafirlerimiz
Balayına gelen değerli misafirlerimiz tatil anılaryla döndüler
Bendeniz
Otoportrem ben çizdim
Mr Bean
Mr Bean
Selda Bağcan
Selda Bağcan
Sempatik sevgililer
Sempatik sevgililer
Simona Halep
Simona Halep Ünlü Tenisçi Romanyada Albüme girdi.
Snoop Dogg
Snop dogg

Haydi daha ne duruyorsunuz sipariş için sarılın telefonlara Lütfü Çakın 05347895438

“AÇIK FİKİRLER” Sergisi Ankara’da açılacak.16 Mart 2019

FAHRİYE ÇITAKLI ve AŞKIN AYRANCIOĞLU’ndan SERGİ; “AÇIK FİKİRLER”
Karikatür ve resim sanatçıları Fahriye Çıtaklı ve Aşkın Ayrancıoğlu’nun Resim, karikatür, illüstrasyon ve fotoğraf çalışmalarından oluşan “Açık Fikirler” adlı sergileri 15-25 Mart 2019 tarihleri arasında Ankara’da Çankaya Belediyesi, Çağdaş Sanatlar Merkezi, Osman Hamdi Bey Salonu’nda izlenebilir.
Açılışı 16 Mart Cumartesi günü saat 18:00’de yapılacak olan sergide iki sanatçının resim, karikatür, illüstrasyon ve fotoğraf dallarında yaklaşık 100 eseri bulunuyor…
Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin Mart-2019 bülteninde “Açık Fikirler” sergisi için şunlar yazılmış: “FAHRİYE ÇITAKLI ve AŞKINAYRANCIOĞLU güncel politika, aile, arkadaşlar, hayat, devlet, insan, doğa, emek, aşk gibi konulardaki fikirlerini karikatür, resim, fotoğraf ve illüstrasyonla kısa ve vurucu şekilde sunuyorlar. İki sanatçı da eserlerini ezber bozan, otorite sarsan, insanı silkeleyip kendine getiren şeyler anlatma çabası ile sergiliyorlar. Fahriye Çıtaklı ve Aşkın Ayrancıoğlu içinde bulunduğumuz zamanı ve onun kurallarını mizahi bir üslupla eleştiren sanatçılar olarak siz sanatseverleri sergilerine bekliyorlar.”

Fahriye Çıtaklı ve Aşkın Ayrancıoğlu
Sergi afişi
Sergi 16 Mart 2019
Sergi 16 Mart 2019 Ankara /Çankaya
sim ve Karikatür
Resim ve Karikatür bir arada
oğrafta var
Resim Karikatür ve Fotoğraf sergisi bir arada
hriye Çıtaklı
Fahriye Çıtaklı
oğraf
Fotograf
Açık Fikirler
Açık fikirler
fikirler
Açık fikirler sergisi

“Kadının çizgisi var”Karikatür sergisi Ankara’da açıldı.

den
Sergiden
Karikatür sergisi
Karikatür
Sergiden

“KADININ ÇİZGİSİ VAR” SERGİSİ YOĞUN BİR İLGİYLE AÇILDI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü için düzenlenen “Kadının Çizgisi Var” Sergisi Karikatür Atölyesi’nde açıldı. Sezonun onuncu sergi olan sergi Ankaralı sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Sergide Ankara, İstanbul ve İzmir’den Aslı Alpar, Asuman Küçükkantarcılar, Ayten Köse, Berna Yangın, Esma Burcu Sereli Havasi, Çiğdem Demir, Duygu Saraçoğlu, Hilal Özcan, Hülya Erşahin, Menekşe Çam, Saadet Demir Yalçın ve Zeynep Gargi’nin çalışmaları yer alıyor. Açılışa Ankara’da yaşayan Aslı Alpar, Çiğdem Demir, Esma Burcu Sereli ve Duygu Saraçoğlu katıldı. Ankara dışında olan sanatçılar da teşekkür mesajlarını iletti.
Açılış konuşmasında Atölye Kurucusu Emre Yılmaz “Sergimize Ankara, İstanbul ve İzmir’den katılan ve destek veren 12 sanatçımıza teşekkür ederiz. Elbette Türkiye’de çok fazla karikatür sanatçısı kadın var. Fakat biz galerimizin fiziki imkanlarını göz önüne alarak 12 sanatçıya yer verebildik. İlginize çok teşekkür ederiz.” dedi.
Aslı Alpar “Çizgilerimizde her zaman güldürmeyi hedeflemiyoruz. Ama aradaki ironiyi fark edip hafif bir tebessüm sağlıyorsak biz bu işi halletmişizdir gibi geliyor. Ayrımcı olmayan ve güçsüzün yanında olan bir anlayışı benimsiyoruz. Buradaki çalışmalardan da görüyorsunuz. Sanatın da böyle olması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Duygu Saraçoğlu ”Komik ile hiciv arasında fark var. Karikatürün amacı komik olmaktan ziyade insanlarda farkındalığı sağlamak. Bu bazen mizahi bazen de sert bir şekilde olabilir. Gerçekliliği size gösterebiliyorsa bu tam olarak karikatürdür. Bu serginin 8 Mart’ta olması benim için çok önemli. Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Karikatür Atölyesi’ne bu sergi için teşekkür ederim.” dedi.
Esma Burcu Sereli ”Bizler bu topraklarda yaşayan kadınlar olarak aslında gündelik hayatta yaşadıklarımız üzerine çizimler yaptık. Hayat üzerine çizince zaten ister istemez genel tüm konulara değinmeden geçemiyoruz.” dedi.
Çiğdem Demir “Ankara’da böyle bir etkinlik yerinin olması çok güzel. Dilerim daha çok çizer gelir. Çizerleri kadın çizer diye ayırmak hiç hoş değil. Kadın çizer demektense çizer diyebileceğimiz seviyeye dilerim bir gün geliriz. Herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Sergi 28 Mart tarihine kadar Karikatür Atölyesi’nde izlenebilir.
Adres: Konur 1 Sk. Pınar Apt. 19/6 Kızılay/ANKARA
Telefon: 0 535 625 10 22
Web: www.karikaturatolyesi.com
e-posta: karikaturatolye@gmail.com

Sergiden
Sergi anısı
sergi
Sergi hatırat
Sergi Ankarada açıldı.
Dünya kadınlar günü
Sergiden kareler
Kadının çizgisi var.
Katılan çizerler
Sergiye katılanlar

“egyptian caricature “The 6 ınternational cartoon cathering cairo 2019

Sergiye katılanlar

List of Participants Of The 6th International Cartoon Gathering – Cairo 2019

Egyptian Caricature Association

1 Mart Cum 22:45 (13 saat önce

List of Participants Of The 6th International Cartoon Gathering – Cairo 2019
• Until: 1st March 2019
• Deadline: 1st April 2019

Algeria
Boutabba Bilel
Salah Cherrared

Argentina
Daniel Eduardo

Australia
Louis Pol

Austria
Hule Hanusic
Pascal Kirchmair
Stefan Wenczel

Belgium
Luc Vermeersch
Paul Kempeneers

Brazil
Amorim
Geraldo Magela
Ray Costa
Ronaldo Dias

Chile
Jaime Huerta

China
Cai Weidong
Chen Xiang
Cheng Shibi
Huang Qigong
Jiameng
Jiarui Jun
Jiliang Wu
Jin Xiao Xing
Jing Shan
Jing Yan Qi
Li Xiaoyang
Li Yan Nian
Lijie Yang
Lv Guo Hong
Ning Bin
Shen Hong Li
Yang Liang Yi

Colombia
Jucalo

Cuba
ARES
Brady Izquierdo

Cyprus
Cemal Tunceri

Czech Republic
Jiri Srna

Egypt
Ahmed Al Dndrawy
Ahmed Moustafa
Ahmed Wahid
Khaled Al Marsafy
Mohamed Effat
Nourhan Magdy
Omar Seddek
Safowt Al Mangabady
Samir Abd El Ghany
Sherif Arafa
Tharwat Mortady

France
Gerald Peigneux

Germany
Pavel Taussig

Greece
John Xagoraris
Petros Tsiolakis

India
Jakkula Venkatesh
Konda Ravi Prasad
Tvg Menon
Venugopal Galisetty

Indonesia
Doddy Iswahyudi
Fitriyadi
Jiwenk

Iran
Alireza Karimi Moghaddam
Amir Reza
Fakhredin Dost Mohamad
Heibat Ahmadi
Homayoun Abdol Rahimi
Hossein Abdollahi Adli
Javad Jafarian
Keyvan Varesi
Mahshid Hashemi
Mansoure Dehghani
Mohammad Saleh
Rahim
Sarah Assady
Soleiman Mamrahimi

Iraq
Ahmed khalil

Italy
Alfio Leotta
Andrea Bersani
Emilio Isca
Gianni Chlostri
Marco Fusi
Mario Russo
Nicola Bucci
Paolo Dalponte

Japan
Dragica Ohashi

Kazakhstan
Sergey Birkle

Kenya
William Abiha

Kosovo
Agim Krasniqi

Libya
Al Ajili El Abidi

Macedonia
Georgievski Miro
Keti Radevska
Zlatko Krstevski

Mexico
Camila De La Fuente

Montenegro
Darko Drljevic
Vjekoslav Bojat

Morocco
Abdellah Jabran
Adnane Jabir
Naji Bennaji
Rachid Amghouze
Riham El Hour

Palestine
Safaa Odeh

Poland
Tomasz Rogowski

Portugal
Paulo Pinto

Romania
Constantin Pavel
Liviu Stanila

Russia
Aleksei Kivokurtsev
Alexei Talimonov
Azimov
Igor Smirnov
Nikolay Chernyshev
Sergey V. Sokolov

Saudi Arabia
Ayman Al Ghamdi

Serbia
Mileta Miloradovic
Miroslav Jakovljev
Spiro Radulovic
Vojislav Milic

Spain
Fernando Rivero
Josef Prchal
Omar Perez

Sudan
Osama Bo Seba

Syria
Afraa Alyoussef
Alaa Dayoubb
Yassin Alkhalil

Turkey
Abdulkadir Demirhindi
Lutfu Cakin
Musa Gumus

Ukraine
Alexander Barabanshchykov
Gennadiy Nazarov
Olexandr Sydorenko
Serhii Fedko
Viacheslav Kazanevsky
Vladimir Kazanevsky

USA
Ashley Matarama
David Hafez

Müslüm Üzülmez’in “Cesur yeni Dünya ” Kitabı hakkında düşünceler..!

Müslüm Üzülmez
Yeni okuduğum “Cesur Yeni Dünya” isimli bir kitaptan biraz bahsetmek istiyorum. Aldous Huxley tarafından 1932’de distopik kurgu roman olarak kaleme alınan; kapılarında Dünya Devleti’nin sloganı “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan, bu dünyanın cesur insanlarının Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilen ve toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırmayı uykuda eğitimle sağlayan, herkesin mutlu; herkesin çalışır ve herkesin eğlenir ve de “Herkes Herkes İçindir” olduğu “Cesur Yeni Dünya”yı değil; anlatacağım farklı, Harvard Capital Group adlı yatırım bankacılığı firmasının kurucusu ve başkanı William Knoke tarafından “Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Bir Yol Haritası” olarak 1996’de kaleme aldığı “Cesur Yeni Dünya”. (Türk Henkel Dergisi Yayınları, Çev: Zülfü Dicleli, 1997 İstanbul)
Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sında kuluçkada fabrikasyon şeklinde seri üretilen insanlar görevlendirileceği işlere göre Alfa (çok akıllı, üstün insanlar, yöneticiler), Beta (orta düzeyde akıl ve yönetim özelliği olanlar, ara kademede elemanları), Gama (akla çok az gereksinimi olanlar, işçiler), Delta (akla azıcık gereksinimi olanlar, tarım işçileri) ve Epsilonlar (zekâdan yoksun olanlar, riskli ağır işlerde çalışanlar) şeklinde beş farklı kategoride sınıflandırılmıştır. William Knoke’nin “Cesur Yeni Dünya”sında ise gezegenimizdeki insanlar zenginliğe sahip oluş temelinde Diyarbakır karpuzu gibi, eşit olmayan bir şekilde ama gerçekçi bir yaklaşımla ikiye bölünmüştür: Birinci Dünyalılar (zenginlikten büyük pay alan azınlık, zenginler kulübü), İkinci Dünyalılar (zenginlikten küçücük pay alan çoğunluk, yoksullar ve işsizler topluluğu).
William Knoke’nin “Cesur Yeni Dünya”sı teknolojik ve bilimsel gelişmelere paralel olarak gelişen dünyadaki gelişmeler iyimser ve biraz cilalanarak global bir firma temsilcisinin bakışıyla yazılsa da kulak ardı edilmeyecek önemli şeyler anlatılıyor. Yaşama, çalışma ve kendimizi yönetme tarzımız köklü bir değişim geçirmekte ve eski eğilimlerden neredeyse bütünüyle kopmak üzere olduğumuz; iktidar ve zenginliğin, aile ve kimliğin bütün kartların yeniden karıştırılıp dağıtıldığı, tarihteki ender anlardan birinin eşiğinde bulunduğumuz söyleniyor. “Her Şey Her Yerde Çağına” geçişin başladığı ve yirmi birinci yüzyılın tanımlayıcı paradigmasının “uzak yakına eşittir” şeklinde özetlenebileceğini, her şeyi her yere bağlayan, uzak ile yakını hemen hemen aynı şey haline getiren görünmez bir şeyin olduğunu, kısacası olup bitenleri “Dördüncü Boyuta” geçmiş olmamızla açıklıyor. Değişimin sonuçlarını ise şöyle sıralıyor: Gelecekte uluslar milat olacaktır, terörizm üste çıkacaktır, işçi sendikaları batmaya mahkûmdur, din bütün dünyada yeniden yükselecektir, dünya devleti kaçınılmazdır, büyük şirketler parçalanacaktır, iş stratejilerini ve iktisat teorilerini bütünüyle yeniden düşünmek gerekecektir, bugünün emek becerileri yarın işe yaramaz hale gelecektir(s.24-25).

Lütfü Çakın

“Cesur Yeni Dünya”, kolay, güzel, anlaşılır bir dille yazılmış. Türkçesi 1997 yılında yayımlanmış. Kitabı benim okumam gecikmiş bir okuma, ama böyle olması da iyi oldu; öngörülenlerden hangilerinin -22 yıl içerisinde- gerçekleştiği, hangilerinin gerçekleşmediğini daha iyi görebilmemi sağladı. Bir yol haritası iddiasını taşıması ve alışılagelmiş şeylerin dışında farklı şeyler söylemesi nedeniyle insanı düşündüren bir yanı var. Birçok öngörüde bulunuyor. Bu öngörülerden: Bilgisayar destekli üretim, ticaret ve bankacılığın gelişeceği, internet ve cep telefonları sayesinde enformasyonun çok hızlanacağı, borsanın yaygınlaşacağı, çevre kirliliklerinin ulusal sınırları aşıp dünya sorunu haline geleceği, çok-uluslu firmaların küreselleşerek güçlerini katlayacağı gibi bazı öngörülerin bugün gerçekleşmiş olması çok önemli, ama ulus-devletlerin işlevsizleşeceği ve giderek sonlanacağı, devlet yönetimlerinin aşınacağı, “Global Devlet Yönetimi” arayışlarının başlanacağı, özerk bölgelerin yaygınlaşacağı gibi öngörüler ise gerçekleşmeden çok uzak, şimdilik. Bilgisayar destekli teknolojinin, “hiperbilgisayar”ların, ekonomik ve ticari gelişmelerin sonucu “devlet yönetiminin aşınacağı”nı söylemekte bence doğru değil, doğru çıkarsama günün koşullarına göre devletin yeniden reorganizasyon gerekliliğidir.
Kitapta sık söylenen şeylerden biri de “uzak yakına eşit” oldu belirlemesidir. Bu, kulağa hoş gelebilir, sanal dünyada ve global ticarette mesafe ortadan kalkmış olabilir, ama gerçek yaşamda, günümüz dünyasında geniş anlamıyla hiç te “uzak yakına eşit” değildir: Afrikalı Afrikalıdır, Asyalı Asyalıdır, Avrupalı Avrupalıdır. “Uzak yakına eşit” olsaydı Amerika ve Avrupa’ya göçler olmazdı ya da göç olduğunda kapılar kapanmazdı. 3 yaşındaki Suriyeli Kürt çocuğu Alan Kurdi, 2 Eylül 2015’te Bodrum kıyılarında ölümü kucaklamazdı.
Kitapta yer alan; “Körfez Savaşı sürecinde Irak’da ifşa olanlar, bütün uluslararası denetimlere ve ihracat kontrollerine rağmen, nükleer bomba imal etmeye kararlı bir ülkenin hiç fark edilmeden bunu yapması” (s. 262) açıklamasının doğru olmadığı ve ABD’nin o günkü resmi açıklamalarının tıpkısı olduğunu bugün biliyoruz. Yine kitap boyunca bütün kıtalardan çok sayıda küçüklü büyüklü değişik etnisite ve inançlara mensup kimliklerden şu veya bu şekilde isim olarak bahsedilirken; “Ülkesiz Ülkeler” anlatılırken(s.239) nüfusu 40 milyonu aşan ve Ortadoğu’nun kadim halklarından biri olan Kürtlere hiç değinilmemesi, suskun kalınması İsmail Beşikci’nin “Anti-Kürt Nizam” tezini akla getiriyor. Ayrıca, kitapta İslami Fundamentalizmin yükselişi “Mekânsızlığa” bağlanmaktadır(s. 234). Anlatılan şeylerin katkısı mutlaka vardır, ama bu canavarı dünyanın başına bela edenin de esas Amerika Birleşik Devletleri olduğunu, özel olarak Sovyetler Birliği’ne ve genel olarak da komünizme karşı oluşturulan, başında ABD’nin meşhur siyaset bilimcisi ve devlet adamı Zbigniew Brzezinski’nin bulunduğu “Yeşil Kuşak Projesi”ni, “Mücahit Yetiştirme Kampları”nı görmemezlikten gelmesi kasıtlı değilse, talihsizlik. Bunlar ve benzeri şeyler kitabın objektifliğine, verilerin güvenirliğine ve anlatılanların doğruluğuna gölge düşürmekte.
“Cesur Yeni Dünya”nın bazı bölümlerinde ulus-devletin miadını tamamladığı, “Global Devlet Yönetimi” arayışının başlanacağı öngörüsü yer almakta ama gelişmelerin tam tersi istikamette geliştiğine tanık olmaktayız. Ulus-devletler idari ve ideolojik olarak gittikçe daha da güçlendiler. Avrupa’da ırkçı, sağcı, dinci, halkçı, ulusal hareketlerin yükselmesi ve çok yerde iktidarda ya da iktidara ortak olmaları; ABD’de Başkanı Donald Trump’un “Her Şey Amerika İçin” diye kolları sıvaması; ABD’in Çin, Rusya ve Avrupa Birliği’ne karşı gümrük vergilerini yükseltmesi, Meksika sınırına duvar örme istemesi, Venezuela’ya yasa dışı müdahalesi; Türkiye’de ise AKP ve MHP’nin iktidara oturması, yetmezmiş gibi dinci ve sağ partilerin peş peşe kurulması ve sağın sağa ya da dinci partinin dinciye muhalefet eder duruma gelmesi, devrimci, sol ve laik partilerin siyaset sahnesinde söz sahibi olamamaları, sosyalist solun bir kısmının bile ulusalcılığa kayması örnek verilebilir buna.
Ayrıca; “Yeni binyıl, bir yandan gücün büyük ulus-devletten yerel yönetimlere geçmesini getirecek, bir yandan da ulusüstü, hatta global makamları güç sahibi kılacaktır”(s.303) deniliyor. Yani yaygın özerklik ve merkezi bir “Global Dünya Yönetimi” öngörülmekte. Bu öngörünün yapılışından 22 yıl sonra dünyamızın mevcut durumuna baktığımızda, ulus-devletlerin yerel yönetimlere gücünü devretmeye hiç te niyetli olmadıklarını, ulusüstü “global makamlar” konusunda bir talep veya girişimin bulunmadığını görmekteyiz. Daha vahim olanı ise “ulusüstü” olarak nitelendirilen örgütlerden Birleşmiş Milletler(BM) ve Avrupa Birliği(AB) gibi kuruluşların günümüzde işlevsizleştiği ve temellerinin çatırdamaya başladığıdır. İşin garip tarafı ise Birleşmiş Miletler(BM)’in bir ulus-devletler topluluğu olduğunun görmemezlikten gelinmesidir. “Global Devlet Yönetimi” talebi ufukta gözükmüyor, şimdilik.
Teknolojinin, bilimsel gelişmelerin ve hatta tüm sosyal politikaların anavatanını oluşturan Batı, var olan zenginlik ve gelişmelerini kan, gözyaşı ve alınterine borçludur. Batı, yani “dünya topraklarının yüzde 84’ünü kontrol eden [Avrupa’daki]yirmi beş güçlü ulus”(s.274) Amerika, Afrika ve Asya’yı işgal ederek sömürgeciliği başlatarak; köle insanları (emek), altın, bakır, kömür, petrol, kereste, et, yağ, canlı hayvan ve benzeri yeraltı ve yerüstü zenginliklerini (hammadde) talan ederek bugünlere gelmiştir. Yazar bu konuyu es geçse de farklı önemli bir tespitte bulunuyor. “Çok-uluslu şirketlerin son 200 yıldaki tarihi gelecek yüzyılın global şirketlerini anlamamıza ışık tutabilir” diyor ve ardından eskiden çok-uluslu şirketler “köleleri, altın ve gümüşleri, başka yerlerde satılabilecek değere sahip olduğunu düşündükleri her şeyi gemilerine doldurup giderlerdi” diye yazmakta(s.187) ve ardından dün çok-uluslu firmalar sömürü için dış ülkelere giderlerdi, bugün ise hükümetler global şirketleri davet ediyor diyor.
Knoke, kitabında bir de sık sık iki farklı dünyanın var oluşuna değinmektedir(s.106). Bu dünyalar coğrafi veya etnik/ inanç temelinde değil, sahip olunan zenginlik durumuna göre, yani sınıfsal bir temelde oluşmuştur: Zenginlerden oluşanı Birinci Dünya, yoksullardan oluşanı İkinci Dünya olarak tanımlıyor. Günümüzde mevcut bu iki dünya arasında nicelik ve nitelik olarak çok derin bir uçurumun oluştuğunu söyleyebiliriz. İkinci Dünya’nın her alanda geri kalması, açlık ve terörle boğuşması Birinci Dünya’nın, tarihsel olarak Batı’nın eseridir. Günümüzde yaşanan göç dramı, dün yapılanların bugüne yansımasıdır; kapıların kapatılması ise bedelini ödemek ve kabullenmek istemeyişten başka bir şey değildir.
Anlatılanlara ve kitabın yazılış tarihine baktığımızda; “Cesur Yeni Dünya” kitabı, Alvin Toffler’in “Üçüncü Dalga” (Altın Kitaplar, Çev: Ali Seden, 1996 İst.) ve bir zamanlar basında Turgut Özal’ın başucu kitabı diye lanse edilen John Naisbitt ve Patricia Aburdene’nin birlikte hazırladıkları “Değişen Dünyada 1990’ların On Yeni Hedefi MEGATRENDS 2000 Büyük Yönelimler” kitaplarını (Form Yayınları, Çev: Erdal Güven, 1990 İst.) anımsatıyor ve bu kitaplarda anlatılanlara benzer şeyler anlatılıyor. 1990’larda, özelliklede Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu Batı’nın moral üstünlüğü yakalaması küreselleşme ve neo-liberal politika tartışmalarının tırmanışa geçmesine neden oldu. O dönem ABD orjinli yayımlanan çok sayıda bu türden kitapların hemen hemen tümünde aynı şeyler farklı şekillerde çokça yazıldı; küreselleşme ve serbest piyasaya dayalı ekonomik modelin fazileti anlatıldı ve halen de anlatılmaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılışı bazılarına kan emici yarasayı sevimli kanarya gibi sunma fırsat yarattı. William Knoke de doğru şeylerin anlatımının yanında kapitalizmi şirin gösterip methetmektedir; “eşi görülmedik maddi zenginlik sunmadaki başarısı kapitalizmin yirmi birinci yüz yıl boyunca birçok kültür tarafından ideolojik olarak benimsenmesini sağlayacaktır”(s.144) diyerek.
Sonuç olarak anlatılanlardan benim anladığım, William Knoke yol haritasında ‘türbokapitalizmin’ ülkeler ve toplumlar için iyi olduğunu, Faust’un pazarlık yaparak ruhunu şeytana satması gibi ülkelerin de her şeylerini global şirketlere teslim etmelerinin kendi yararlarına olacağını söylemektedir. Ve bir şey daha söylemektedir: “Uluslararası iş âlemi süper enerji yüklü ‘türbokapitalizmde’ hızla ileriye doğru yol alırken, politik dünya arkada toz yutuyor.”(s.187)
Teknolojik, ekonomik, siyasi ve ticari gelişmelerin birbirini besleyerek ve etkileyerek dünyamızı değiştirdiği ve dönüştürdüğü, farklı bir yere getirdiği doğru, ama global şirketlerin dünyamızı “Kurtlar Sofrası”na dönüştürdüğü de inkâr edilmez bir gerçektir. Kurtlar, daha doğrusu global şirketler sofradan en büyük budu/payı kapmaya çalışıyor, tökezleyen ya da düşen anında yem oluyor. Düşenlerin çığlıkları kümese giren tilkiyi fark eden şaşkın tavukların çığlık atmalarına benziyor, kıyameti koparıyorlar. Sessiz çoğunluğun ise çığlığı/sesi duyulmuyor, duyulmak da istenmiyor!
Müslüm Üzülmez
Not: Karikatürünü benimle paylaşan Lütfü Çakın’a teşekkür ederim.